05. AÄŸustos 2007

Apandisit ve Çeşitleri

Apandisit körbağırsak takısının yangılanmasıdır. ivegen apandisit ve süreÄŸen apandisit olmak üzere iki türü vardır.

 

İVEGEN APANDİSİT

Karnın saÄŸ alt kesiminde bulunan, eldiven parmağına benzeyen körbağırsak takısının had yangılanmasıdır. Daha çok 1830 yaÅŸ arasındaki erkeklerin yakalanmasına raÄŸmen, ivegen apandisit her yaÅŸta ve iki cinste de görülen bir hastalıktır. Apandisitin günümüzde oranının artmış olması hastalığın yaygınlaÅŸmasının deÄŸil, modern teÅŸhis olanaklarının ve özellikle eskiden teÅŸhis edilemeyip, ancak patladıktan ve karın iç zarı yangısı (peritonit) sonucu hasta öldükten sonra farkedilen apandisit olaylarının modern röntgen yöntemleriyle kolayca teÅŸhis edilebilmesinin sonucudur.

Körbağırsak takısı yangılanmasının nedeni, hastalık yapıcı mikropların bu takının çeperine yerleÅŸmesidir. Streptokoklar, diplokoklar, koli basilleri, anaerob mikroplar apandisit nedeni olabilirler. Körbağırsak takısı duvarlarına tifo basilinin (Eberth basili) yerleÅŸmesi sonucu ortaya çıkan bir tifo enfeksiyonu olan körbağırsak takısı tifosunu da belirtmek yerinde olur. Körbağırsak takısı tifosu, evvelce apandisiti olan bir kiÅŸide meydana gelen tifo hastalığı ya da körbağırsak takısı yakınındaki bir tifo ülserinin hastalık sırasında delinmesiyle ortaya çıkan durumla karıştırılmamalıdır.

Körbağırsak takısının duvarına girerek yangılanmasına neden olan bu mikropların çoÄŸu, bağırsak içinden gelirler. Bunlar, bağırsak içinde normal koÅŸullar altında zararsız olarak yaÅŸayan, ancak uygun koÅŸullar bulunca hastalık yapıcı etki kazanıp, körbağırsak takısı duvarı içine girerek yangılanma meydana getiren mikroplardır. Bazı hekimler apandisit yapan mikropların doÄŸruca bağırsak içinden deÄŸil, vücudun herhangi bir yerindeki yangılanma merkezinden kalkarak kan yoluyla körbağırsak takısına geldiklerini ileri sürerler. Bu yangılanma merkezleri çürük diÅŸler, apse, çıban gibi deri yangılanmaları, bademcik yangılanmaları olabilir. Apandisiti tifo, grip gibi genel bulaşıcı hastalıkların belirli bir yerde yoÄŸunlaÅŸması olarak deÄŸerlendirenler de vardır. Bu görüÅŸlerin hepsinin gerçek bir yanı vardır; çünkü bütün mikropların geliÅŸ ve yerleÅŸiÅŸ yeri aynı deÄŸildir.

Bu mikropların körbağırsak takısı duvarına yerleÅŸmesini ve apandisitin ortaya çıkmasını kolaylaÅŸtıran etkenlerin başında, körbağırsak takısı duvarının girintili ve çıkıntılı özel yapısı gelir. Bu girintilerin herhangi birinde körbağırsak takısı mukozasının (sümüksü zar) salgıları, hatta dışkı artıkları kolayca birikerek hastalık yapıcı etkisi olmayan mikropların orada çoÄŸalıp, hastalık yapıcı etki kazanmalarını saÄŸlarlar. Bu ÅŸekilde körbağırsak takısı mukozasının herhangi bir girintisinde oluÅŸan yangılanma merkezinden gelen yayılmayla bütün körbağırsak takısı yangılanır, yani apandisit oluÅŸur.

Kabızlık sonucu dışkı çıkışının durması, çeÅŸitli yabancı cisimlerin (dışkı taşı, bağırsak asalakları, meyve çekirdekleri) körbağırsak takısı kanalını tıkamaları, bu kanal içinde, salgı, dışkı ve mukus (sümüksü zar salgısı) birikmesine sebep olarak mikropların çoÄŸalmasına ve hastalık yapıcı etki kazanmalarına uygun bir ortam oluÅŸtururlar. Bu uygun ortamda sayıları artan ve hastalık yapıcı etki kazanan mikroplar, körbağırsak takısı iç duvarına yerleÅŸip, yangılanma meydana getirmek için uygun zamanı beklerler. Ricker’in damar-sinir kuramına göre, en uygun zaman körbağırsak takısı duvarını besleyen damardaki nörovejetatif bozukluklardır; bu durumda, körbağırsak takısı duvarının deÄŸiÅŸik büyüklükteki bir kısmı az beslenir ve sonunda mikrop yerleÅŸmesine dayanıksız hale gelir.

Beslenme bozukluÄŸu, o damarın kasılmasıyla ortaya çıkan kan akışı azalmasıyla daha belirgin hale gelir. İnce, hareketli ve kıvrıntılı bir organ olan körbağırsak takısının kendi üzerinde dönerek tıkanması, körbağırsak takısı duvarında kan akımı azalmasına, dolayısıyla, beslenmenin bozulmasına neden olur. Beslenmenin bozulması hastalık yapan mikroplara karşı dayanıklılığı azaltır. Körbağırsak takısı duvarları içinde dolaÅŸan ince atardamarlar, duvarların bükülmesiyle bükülürler ve daralan çeperleri içinde kan akımı olmaz ya da yetersiz olur.

Karın üzerine gelen bir darbenin apandisit meydana getirip getirmeyeceÄŸi sorusu, özellikle adli tıpta büyük önem kazanır. Ancak bu soruya cevap vermek kolay deÄŸildir. Karın üzerine gelen bir darbe, zaten var olan bir apandisiti ağırlaÅŸtırabilir, hatta teÅŸhis edilememiÅŸ bir apandisiti ortaya çıkarabilir. Ancak darbenin, evvelce tamamen saÄŸlam bir körbağırsak takısında, apandisit oluÅŸmasına yol açan baÅŸlıbaşına bir neden olarak kabulü zordur. Bununla birlikte, tıp tarihinde bu tür olaya, az da olsa rastlandığından yukarıdaki soruya kesin bir ÅŸekilde olumsuz cevap vermek de olanaksızdır.

İvegen apandisitin klasik belirtisi çok ÅŸiddetli ani aÄŸrılardır. AÄŸrı, genellikle göbekle kalça kemiÄŸini birleÅŸtiren çizginin yarısında duyulur. Bu noktaya Mac Burney noktası denir. AÄŸrılar, bu doÄŸuÅŸ noktasından özellikle göbek çevresine ve mide bölgesine doÄŸru yayılır. Karnın saÄŸ alt yanına dokunulursa birden ÅŸiddetlenir. Düzensiz bir ateÅŸin yanında, bulantı, kusma, karnın gazla ÅŸiÅŸmesi ve kabızlığa da rastlanır. En ufak bir dış darbeyle kolayca patlayabilir hale gelen apandisiti korumak için, vücut plasron denilen bir kas sertleÅŸmesi oluÅŸturur. Kalp atışı hızlanmıştır, nabız zayıf ve hızlıdır. Kan tahlilinde akyuvarların sayısında artma (lökositoz) görülür. Bu belirtilerin varlığı teÅŸhisi kolaylaÅŸtırır.

AÄŸrılı nokta saÄŸda fakat daha yukarıdaysa safra kesesi yangılanması düÅŸünülür; aÄŸrının üst karın bölgesinde, yani karnın en üstünün ortasında, altında mide ve onikiparmak bağırsağının olduÄŸu yerde daha ÅŸiddetli olması, mide ya da onikiparmak bağırsağı ülseri olasılığını akla getirir. Hastalığın yan etkileri vardır. İvegen körbağırsak takısı yangılanması apseleÅŸebilir, kangrenleÅŸebilir ve delinebilir. EÄŸer vücudun koruyucu güçleri yeterliyse apseleÅŸme sonunda derin bir körbağırsak takısı apsesi ortaya çıkar. EÄŸer koruyucu güçler yeterli olmazsa karın içi organlarını örten, bütün karın zarı (periton) yangılanır ve karın zarı yangısı (peritonit) meydana gelir.

Körbağırsak takısı yangılanmasının kangrenleÅŸme etkeni oksijensiz yaÅŸayabilen mikroplardır. Kangrenli ya da apseleÅŸmiÅŸ apandisit durumlarında eÄŸer cerrahi müdahale yapmakta geç kalınırsa körbağırsak takısı delinir ve son derece ağır, yaygın bir karın zarı yangılanması ortaya çıkar.

İvegen apandisitten ÅŸüphe edilen her olayda, hekim yatak istirahati verir ve her türlü yiyeceÄŸin yenilmesini yasaklar; hasta arada sırada biraz soÄŸuk su içebilir. Her türlü müshil yasaktır. AÄŸrı kesmek için kullanılan morfin ve türevi aÄŸrı kesiciler, antispazmodikler (bağırsaktaki kasılmayı önleyip, aÄŸrıyı azaltmak için kullanılırlar) teÅŸhisi güçleÅŸtireceklerinden kullanılmazlar. Yalnız karnın saÄŸ altına bir yün parçasına sarılmış buz torbası konur. Tam teÅŸhis konulması halinde, hastanın durumu elveriÅŸliyse penisilin, bizmut verilir.

Hastanın durumu ağırsa ve genel zehirlenme belirtileri (yüksek veya devamlı yükselen ateÅŸ, sık fakat küçük nabız, zor solunum, durdurulamayan ve devamlı tekrarlayan kusmalar) varsa hasta derhal hastaneye kaldırılır ve ameliyat edilir. Yangılanmış körbağırsak takısı çıkartılarak (apandisektomi) hastanın hayatı kurtarılır. Bugün, ilk aÄŸrıların baÅŸlangıcından 24-36 saat içinde hastalar ameliyat edilmektedir. EÄŸer bu süre, elde olmayan nedenle geçirilecek olursa, durum yatışmışsa ameliyat ertelenebilir. Bu arada tıbbi tedaviye devam edilir. Fakat bu süre içinde çok dikkatli olmak gerekir. Yangılanma merkezinin yok edilmesi ümidinin kalmadığı anda ameliyata baÅŸvurmak gerekir. ivegen apandisit krizi geçtikten sonra yapılacak ameliyat 12 ay sonra yapılmalıdır; apandisit aÄŸrıları yeniden ortaya çıkabileceÄŸinden yangılanmış körbağırsak takısı mutlaka çıkarılmalıdır. Bugün ivegen apandisit krizi nedeniyle ölüm olaylarının yüzdesi çok azalmıştır.

SÜREÄžEN APANDİSİT

Olay süreÄŸen olarak (birincil kronik apandisit) baÅŸlayabileceÄŸi gibi, birkaç ivegen apandisit krizinden sonra da süreÄŸen bir hal alabilir (ikincil kronik apandisit). Devamlı ya da zaman zaman gelen ateÅŸ (37,1°C — 37,5°C arasında) karnın saÄŸ alt yarısında bıçak ya da iÄŸne saplanır gibi aÄŸrı, körbağırsak takısı bölgesinde sıkıntı ve ağırlık hissi, bulantı, iÅŸtah azlığı, paslı dil, hazımsızlık, bazen ishale dönüÅŸen kabızlık, devamlı baÅŸ aÄŸrıları, yorgunluk, uykusuzluk, sinir bozukluÄŸu, hafif fakat devamlı zayıflama gibi belirtiler bulunabilir. SüreÄŸen apandisitin teÅŸhisinin röntgenle saÄŸlamlaÅŸtırılması doÄŸru olur. Röntgen filminde apandisit teÅŸhisi, hastanın içmiÅŸ olduÄŸu röntgen ışını geçirmeyen maddenin (baryum sülfat), körbağırsak takısı uzantısını görünür hale sokamamasıyla konur. Kasılma ya da tıkanma durumu nedeniyle, röntgen geçirmeyen madde körbağırsak takısı boÅŸluÄŸuna giremez.

Birçok süreÄŸen apandisit olayının kendine özgü belirtileri yoktur. Karındaki baÅŸka organlarla da ilgili bir belirtiler topluluÄŸu ortaya çıkar. Bu belirtiler arasında süreÄŸen apandisit belirtileri yanında, körbağırsak yangılanması (tiflit), kalınbağırsak yangılanması (kolit), karın zarı yangılanması (peritonit), mide, onikiparmak ülserleri, safra kesesi yangılanması (kolesistit) belirtileri de yer alır. SüreÄŸen apandisitle, mide ya da onikiparmak bağırsağı ülserinin birleÅŸmesi erkeklerde sık görülür. SüreÄŸen apandisitin safra kesesi yangılanmasıyla birlikte olması ise, kadınlarda daha sıktır.

Kadınlarda süreÄŸen ya da yarı ivegen apandisit yanında cinsel organların yangılanması da görülür. Bu durumlarda klinik belirtiler birbirlerine karışır. Hastanın hayatı zorlaşır, günlük iÅŸi ağır gelmeye baÅŸlar, yiyeceÄŸi en ufak bir ÅŸey aÄŸrılarını artırır. Böylece vücut zayıflar, hastanın morali bozulur. SüreÄŸen apandisitte, ameliyattan önce bir süre tıbbi tedaviyi denemek yararlıdır. Bibersiz, salçasız bir yemek rejimi uygulanır, hastayı üÅŸümekten korumak için karına yün korse takılır; aÄŸrıların arttığı günlerde körbağırsak takısı bölgesine buz torbası konulur. AÄŸrılara karşı, belladonna tentürü gibi ilaçlar verilir.

SüreÄŸen apandisitli hastalar kabızlık çektiklerinden bağırsak hareketlerini hızlandıran müshiller kullanırlar; oysa sürekli müshil kullanma kabızlığı daha fazla artırır, hatta körbağırsak takısının delinmesine neden olabilir. Çünkü bağırsak hareketini hızlandırıcı müshiller, büyük dışkı kütlesinin ani olarak dışarı çıkmasına, bu sırada kalın bağırsakta, körbağırsakta ve körbağırsak takısı düzeyinde basınç artmasına neden olurlar. Yangılanma sonucu duvarı incelmiÅŸ ve kolayca patlayabilir hale gelmiÅŸ olan körbağırsak takısı, bu basınç sonucu delinir, içindeki yangı merkezleri karın boÅŸluÄŸuna açılır ve bütün karın zarı yangılanır. Bu nedenle hastaların hafif etkili ve yumuÅŸatıcı müshillerle kabızlık durumunu düzeltmeye çalışmaları uygun olur.

EÄŸer tıbbi tedavi baÅŸarılı olmazsa, ameliyata baÅŸvurarak körbağırsak takısını çıkartmak gerekir. Fakat süreÄŸen apandisit baÅŸka hastalıklarla beraber bulunmasa bile körbağırsak takısının çıkartılması her zaman hastanın aÄŸrılarını dindirmez. Bu durumlarda sinirsel bir körbağırsak takısı hastalığının varlığı düÅŸünülür. Bu duruma genellikle kadınlarda rastlanır; hasta sinir sistemi düzensizliÄŸi belirtileri gösterir. Rahatsızlığını abartır; aşırı derecede duyarlı ve sinirlidir. Bu kadınlarda iç organları çalıştıran nörovejetatif sinir sisteminin dengesi bozulmuÅŸ ve vagotonik (vagus sinirinin baskınlığı) bir durum meydana gelmiÅŸtir. Vagus siniri mide ve bağırsak duvarındaki düz kas iplikçiklerinin hareketini artıran bir sinir olduÄŸundan, bu tip insanlarda sindirim sisteminde aÄŸrı yapıcı krizler sık görülür.

Öte yandan her körbağırsak takısı aÄŸrısında körbağırsak takısının çıkarılması, vücudu bu küçük organın iÅŸlevlerinden yoksun bırakır. Gerçekten de son çalışmalar, körbağırsak takısının önemli iÅŸlevleri olduÄŸunu göstermiÅŸtir. Körbağırsak takısından kalkan uyarılar bağırsak duvarındaki sığamsal hareketleri artırarak, dışkı kütlesinin hareketini ve anüsten atılışı hızlandırır, yani dışkılamayı saÄŸlar. Yangılanma halinde organın çalışması bozulduÄŸundan, körbağırsak takısı çıkartılmış kimselerdeyse artık bu organ olmadığından, dışkılama gecikir ve zorlaşır.

Körbağırsak takısı mukozasının içinde bol miktarda salgıbezleri ve salgı yapan hücreler vardır. Körbağırsak takısı mukoza altı tabakasındaki pek çok lenfoid (lenf denen koruyucu doku sıvısını meydana getiren hücreler topluluÄŸu) doku bulaşıcı hastalıklara karşı koruyucu bir etki saÄŸlar. Bundan dolayı körbağırsak takısına bağırsak bademciÄŸi denir. Çünkü bademcikler ve lenfoit (veya adenoit) dokudan yana zengindirler. Körbağırsak takısı, bağırsak boÅŸluÄŸundan kana giren birçok hastalık yapıcı mikrobu ortadan kaldırarak, kan temizleyici bir iÅŸlev de görür. Nihayet etkileri tam olarak belirlenmemiÅŸ birtakım hormonları kana salgılar. Bütün bu önemli iÅŸlevler körbağırsak takısının çıkartılması yoluna ancak ameliyat kaçınılmazsa baÅŸvurulması gerektiÄŸini göstermektedir.

Henüz Yorum Yapılmamış!

Yorum Yaz!