05. AÄŸustos 2007

AteÅŸli Romatizma

A grubu streptokokların insanda yol açtıkları enfeksiyonların sonucu olarak meydana gelen ve çeÅŸitli organlarda yangıların belirmesine sebep olan bir hastalıktır. Eklemlerde, kalp zarında yangı, istek dışı olarak yapılan hızlı el kol vücut hareketleri (korea) ve bazı deri kızarıkları (erytnema marginatum) hastalığın baÅŸlıca belirtileridir. Bu belirtilerden iki tanesinin bile saptanması, hastalığın ateÅŸli romatizma olduÄŸu yolunda karar verilmesi için yeterlidir.

AteÅŸli romatizma adı verilen hastalığa yol açan birincil enfeksiyon bazen belirtisiz ve sessiz bir geliÅŸim gösterebilir. Bu nedenle, hastalığın belirtilerinin ortaya, çıkmasına raÄŸmen ateÅŸli romatizma teÅŸhisinin kesinliÄŸi konusunda ÅŸüpheye düÅŸüldüÄŸü olur. Ancak son yıllarda geliÅŸtirilen, streptokok mikrobuna karşı oluÅŸan bağışıklık cisimlerinin saptanması yöntemleri, bu gibi durumlarda teÅŸhisi kesinleÅŸtirmektedir.

BoÄŸaz yutak aÄŸrılarının varlığında boÄŸazdan alınan akıntıda streptokok mikrobunun üretilebilmesi ve bağışıklık cisimlerinin varlığının saptanması, genellikle bir streptokok boÄŸaz enfeksiyonunun geçirilmiÅŸ olduÄŸunu gösterir. Bazen boÄŸaz enfeksiyonu olmadan da bağışıklık cisimleri çoÄŸalır. A grubu streptokokların yol açtıkları enfeksiyonlardan ancak yüzde sekseninde «antistreptolizin O» adı verilen bağışıklık cismi arttığından, bazen yine streprokok mikrobuyla ilgili olan baÅŸka bağışıklık cisimlerinin varlığının aranması gerekebilir. Bu tür enfeksiyonların kısa süre içinde uygun antibiyotiklerin kullanılması sonucu tedavi edilmesi ilerde ateÅŸli romatizmanın belirmesini önler.

Birincil enfeksiyonla ateÅŸli romatizmanın belirmesi arasında geçmesi gereken ara devre, birincil enfeksiyonun ağırlığı ve yaygınlığı ve bunu izleyen evrede görülen belirtilerin niteliklerine göre deÄŸiÅŸir. Bu devre iki hafta ile altı ay arasında deÄŸiÅŸmekle beraber, bazen daha uzun da sürebilir.

AteÅŸli romatizmanın belirtilerine yol açan ana neden kalpte, eklemlerde ve bir dereceye kadar diÄŸer organlarda bulunan baÄŸ dokusunun sertleÅŸip yozlaÅŸmasıdır. Tıp dilinde «fibrinoid dejenerasyon» olarak tanımlanan bu deÄŸiÅŸim kalpte, deri altında vb. yerlerde, baÄŸ dokusu topaklarının birikimine yol açar. Bu küçük topaklar kalbin kapakçıklarında yer alınca, kapakçıklar gereÄŸince kapanamaz ve sonuçta kalp yetmezliÄŸine kadar ulaÅŸan kalp rahatsızlıkları meydana gelir. Bu topaklar kalp kapakçıklarını çeÅŸitli yerlere bitiÅŸtiren kiriÅŸçiklere de yerleÅŸebilir. Bu durumda da kapakçıkların gereÄŸince kapanamaması ya da aralarındaki geçidin daralması durumu ortaya çıkar. Bu tür baÄŸ dokusu artışı ve sonra yozlaÅŸması ana atardamarda ve çeÅŸitli organların atardamarlarında da görülür.

AteÅŸli romatizma sırasında bazen beyinde görülen yaygın yangı (meningoansefalit) ve özellikle bazı alanlarda beliren küçük damar tıkanıklıkları ve kanamalar, bir süre için hastada isteÄŸi dışı vücut, el ve kol hareketlerinin görülmesine yol açar. Yunancada dans etme anlamına gelen korea sözcüÄŸü ile adlandırılan bu duruma, ateÅŸli romatizmanın daha çok hafif geçirilmiÅŸ olan türlerinde rastlanır.

AteÅŸli romatizmanın tedavisinde, üst solunum yolları enfeksiyonlarını vakit kaybetmeden tedavi ederek gerçekleÅŸtirilecek korunma önemli bir yer tutar. Üst solunum yollarında streptokok mikropları tarafından meydana getirilmiÅŸ enfeksiyonu olan 800 hastaya penisilin vererek yapılan tedavi sonucunda, bu hastalardan ancak ikisinde bir süre sonra ateÅŸli romatizma görülmüÅŸtür. Antibiyotikle tedavi edilmemiÅŸ 800 hastanın ise on yedisinde bir süre sonra ateÅŸli romatizma görülmüÅŸtür. AteÅŸli romatizmanın önlenmesi amacıyla penisilin ve sülfamitlerden yararlanılır. AteÅŸli romatizma ortaya çıktığı zaman, solunum yollarında ileride tekrar belirtebilecek olan streptokok enfeksiyonlarını engellemek için uzun süre penisilin ya da sulfamıt verilerek tekrarları önleyici tedavi uygulanır.

Bazı hekimler ateÅŸli romatizma hastalığı sırasında kortizon ve türevi olan bazı hormonların verilmesinin baÄŸ dokusu birikimini azalttığı kanısındadırlar. Ancak bu yöntemin sadece belirtileri azalttığını hastalığın gidiÅŸini anlamlı bir oranda etkilemediÄŸini kabul eden hekimler de vardır.

Henüz Yorum Yapılmamış!

Yorum Yaz!