<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.0.3" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Bilgileri</title>
	<link>http://saglik.e-nedir.com</link>
	<description>Sağlığınızın Adresi!</description>
	<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 19:48:53 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.0.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>sağlıklı yüz</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/saglikli-yuz.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/saglikli-yuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Mar 2008 19:48:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Cilt Sağlığı</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/saglikli-yuz.html</guid>
		<description><![CDATA[sağlıklı yuz için

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>sağlıklı yuz için</p>
<p><img alt="0000" src="http://saglik.e-nedir.com/0000.jpg" border="0" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/saglikli-yuz.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Saman Nezlesi</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/saman-nezlesi.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/saman-nezlesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2007 20:44:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Kulak Burun Boğaz</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/saman-nezlesi.html</guid>
		<description><![CDATA[Saman nezlesi ağa&#231;ların eşeyli &#252;reme d&#246;nemlerde oluşturup havaya salıverdikleri polenlere karşı insanda meydana gelen bir &#231;eşit solunum yolu allerjisidir. Kış bitimini takip eden bitkilerin &#231;i&#231;ek a&#231;masından sonraki d&#246;neme denk gelmektedir. 

Belirtileri s&#252;rekli ve dayanılmaz bir g&#246;z ve burun kaşıntısıdır. Ayrıca burunda &#246;nlenemez bir akıntıda meydana gelmektedir. Damak ve boğaz da kuruluk hissi oluşturur. Bu belirtileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Saman nezlesi ağa&ccedil;ların eşeyli &uuml;reme d&ouml;nemlerde oluşturup havaya salıverdikleri polenlere karşı insanda meydana gelen bir &ccedil;eşit solunum yolu allerjisidir. Kış bitimini takip eden bitkilerin &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;masından sonraki d&ouml;neme denk gelmektedir. </p>
<p><a id="more-2115"></a></p>
<p align="justify">Belirtileri s&uuml;rekli ve dayanılmaz bir g&ouml;z ve burun kaşıntısıdır. Ayrıca burunda &ouml;nlenemez bir akıntıda meydana gelmektedir. Damak ve boğaz da kuruluk hissi oluşturur. Bu belirtileri takiben hapşuruk da bir seri devam edebilir. </p>
<p align="justify">Saman nezlesi bulaşıcı değildir. Bu nezle &ccedil;eşiti genel olarak polen allerjisi olanlarda meydana geldiği i&ccedil;in kalıtsallık taşır. </p>
<p align="justify">Teşhisi deri &uuml;zerinden yapılan polen testleri ile anlaşılmaktadır. Tedavi edilmezse astım hastalığının etkeni olbilmektedir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/saman-nezlesi.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Tromboflebit</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/tromboflebit.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/tromboflebit.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2007 20:34:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Saglik</category>
	<category>Fizik Tedavi</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/tromboflebit.html</guid>
		<description><![CDATA[Damar i&#231;inde kan pıhtısı oluşmasını takiben damar i&#231;i kan akımının durması ve bundan dolayı damar &#231;eperinde meydana gelen baskıdır. Masa başı iş yapanların sıklıkla karşılaştığı hareketsizlik sonucu damardaki kan akımının durağan hale ge&#231;mesi, damar &#231;eperinde meydana gelen darbe kaynaklı eziklikler, damar i&#231;inde varis oluşumunu takiben damar i&#231;i kapakların &#231;alışmasının tam ve doğru olmayışından kaynaklı kan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Damar i&ccedil;inde kan pıhtısı oluşmasını takiben damar i&ccedil;i kan akımının durması ve bundan dolayı damar &ccedil;eperinde meydana gelen baskıdır. Masa başı iş yapanların sıklıkla karşılaştığı hareketsizlik sonucu damardaki kan akımının durağan hale ge&ccedil;mesi, damar &ccedil;eperinde meydana gelen darbe kaynaklı eziklikler, damar i&ccedil;inde varis oluşumunu takiben damar i&ccedil;i kapakların &ccedil;alışmasının tam ve doğru olmayışından kaynaklı kan akımının etkilenmesi ve bireyde enfeksiyon ya da başka k&ouml;kenden kaynaklanan, bireydeki kanın pıhtılaşma eğiliminde olması tromboflebite neden olmaktadır.</p>
<p><a id="more-2114"></a></p>
<p align="justify">Bu rahatsızlık &ccedil;oğunlukla hareketsizlikten &ouml;t&uuml;r&uuml; baş g&ouml;sterdiği i&ccedil;in ağır ameliyat ve benzeri durumlarda hemen ayağa kalkma gezinme yoluna gidilmelidir. Gebelikte de bebeğin anne pelvisine yaptığı baskıdan kaynaklı olarak tromboflebit meydana gelebilmektedir. Bu durumda yine hareket kısıtlaması kaynaklıdır. </p>
<p align="justify">Tromboflebit yaralanma v&uuml;cutta yaralanma olan yerlerin yakınlarında ortaya &ccedil;ıkma eğilimindedir. A&ccedil;ık yara ve enfeksiyon durumlarında da yine bu rahatsızlıkla karşılaşılabilir. </p>
<p align="justify">Eğer bir bireyde bu rahatsızlık olmuşsa akla hemen kalıtsal olup olmadığı gelmektedir ki hemen yanıtlayalım bu rahatsızlık kalıtsal olarak nesilden nesile aktarılmamaktadır. Fakat damar yapısı kalıtsal olduğu i&ccedil;indir ki damar yapısı bu rahatsızlık a&ccedil;ısından hassas olan bireylerde ailede birden fazla bireyde g&ouml;r&uuml;lme ihtimali g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurulmalıdır. </p>
<p align="justify">Hastalıkta baş tedavi harekettir. &Ouml;zellikle sigara kullananların daha titiz bir şekilde d&uuml;zenli olarak hareket egzersizleri yapması uygun bir y&ouml;ntemdir. Tedavi yalnız egzersizle değil ayrıca tıbbi yaklaşımlarla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r ve doktor kontrol&uuml;nde ger&ccedil;ekleştirilmelidir. D&uuml;zenli bir tedavi programı ile &uuml;&ccedil; ila altı hafta sonra rahatsızlıktan tamamen kurtulunabilmektedir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/tromboflebit.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Ateşli Romatizma</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/atesli-romatizma.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/atesli-romatizma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Aug 2007 19:13:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Saglik</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/atesli-romatizma.html</guid>
		<description><![CDATA[A grubu streptokokların insanda yol a&#231;tıkları enfeksiyonların sonucu olarak meydana gelen ve &#231;eşitli organlarda yangıların belirmesine sebep olan bir hastalıktır. Eklemlerde, kalp zarında yangı, istek dışı olarak yapılan hızlı el kol v&#252;cut hareketleri (korea) ve bazı deri kızarıkları (erytnema marginatum) hastalığın başlıca belirtileridir. Bu belirtilerden iki tanesinin bile saptanması, hastalığın ateşli romatizma olduğu yolunda karar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">A grubu streptokokların insanda yol a&ccedil;tıkları enfeksiyonların sonucu olarak meydana gelen ve &ccedil;eşitli organlarda yangıların belirmesine sebep olan bir hastalıktır. Eklemlerde, kalp zarında yangı, istek dışı olarak yapılan hızlı el kol v&uuml;cut hareketleri (korea) ve bazı deri kızarıkları (erytnema marginatum) hastalığın başlıca belirtileridir. Bu belirtilerden iki tanesinin bile saptanması, hastalığın ateşli romatizma olduğu yolunda karar verilmesi i&ccedil;in yeterlidir.</p>
<p><a id="more-2113"></a></p>
<p>Ateşli romatizma adı verilen hastalığa yol a&ccedil;an birincil enfeksiyon bazen belirtisiz ve sessiz bir gelişim g&ouml;sterebilir. Bu nedenle, hastalığın belirtilerinin ortaya, &ccedil;ıkmasına rağmen ateşli romatizma teşhisinin kesinliği konusunda ş&uuml;pheye d&uuml;ş&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; olur. Ancak son yıllarda geliştirilen, streptokok mikrobuna karşı oluşan bağışıklık cisimlerinin saptanması y&ouml;ntemleri, bu gibi durumlarda teşhisi kesinleştirmektedir.</p>
<p align="justify">Boğaz yutak ağrılarının varlığında boğazdan alınan akıntıda streptokok mikrobunun &uuml;retilebilmesi ve bağışıklık cisimlerinin varlığının saptanması, genellikle bir streptokok boğaz enfeksiyonunun ge&ccedil;irilmiş olduğunu g&ouml;sterir. Bazen boğaz enfeksiyonu olmadan da bağışıklık cisimleri &ccedil;oğalır. A grubu streptokokların yol a&ccedil;tıkları enfeksiyonlardan ancak y&uuml;zde sekseninde &laquo;antistreptolizin O&raquo; adı verilen bağışıklık cismi arttığından, bazen yine streprokok mikrobuyla ilgili olan başka bağışıklık cisimlerinin varlığının aranması gerekebilir. Bu t&uuml;r enfeksiyonların kısa s&uuml;re i&ccedil;inde uygun antibiyotiklerin kullanılması sonucu tedavi edilmesi ilerde ateşli romatizmanın belirmesini &ouml;nler.</p>
<p align="justify">Birincil enfeksiyonla ateşli romatizmanın belirmesi arasında ge&ccedil;mesi gereken ara devre, birincil enfeksiyonun ağırlığı ve yaygınlığı ve bunu izleyen evrede g&ouml;r&uuml;len belirtilerin niteliklerine g&ouml;re değişir. Bu devre iki hafta ile altı ay arasında değişmekle beraber, bazen daha uzun da s&uuml;rebilir.</p>
<p align="justify">Ateşli romatizmanın belirtilerine yol a&ccedil;an ana neden kalpte, eklemlerde ve bir dereceye kadar diğer organlarda bulunan bağ dokusunun sertleşip yozlaşmasıdır. Tıp dilinde &laquo;fibrinoid dejenerasyon&raquo; olarak tanımlanan bu değişim kalpte, deri altında vb. yerlerde, bağ dokusu topaklarının birikimine yol a&ccedil;ar. Bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k topaklar kalbin kapak&ccedil;ıklarında yer alınca, kapak&ccedil;ıklar gereğince kapanamaz ve sonu&ccedil;ta kalp yetmezliğine kadar ulaşan kalp rahatsızlıkları meydana gelir. Bu topaklar kalp kapak&ccedil;ıklarını &ccedil;eşitli yerlere bitiştiren kiriş&ccedil;iklere de yerleşebilir. Bu durumda da kapak&ccedil;ıkların gereğince kapanamaması ya da aralarındaki ge&ccedil;idin daralması durumu ortaya &ccedil;ıkar. Bu t&uuml;r bağ dokusu artışı ve sonra yozlaşması ana atardamarda ve &ccedil;eşitli organların atardamarlarında da g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p>
<p align="justify">Ateşli romatizma sırasında bazen beyinde g&ouml;r&uuml;len yaygın yangı (meningoansefalit) ve &ouml;zellikle bazı alanlarda beliren k&uuml;&ccedil;&uuml;k damar tıkanıklıkları ve kanamalar, bir s&uuml;re i&ccedil;in hastada isteği dışı v&uuml;cut, el ve kol hareketlerinin g&ouml;r&uuml;lmesine yol a&ccedil;ar. Yunancada dans etme anlamına gelen korea s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; ile adlandırılan bu duruma, ateşli romatizmanın daha &ccedil;ok hafif ge&ccedil;irilmiş olan t&uuml;rlerinde rastlanır.</p>
<p align="justify">Ateşli romatizmanın tedavisinde, &uuml;st solunum yolları enfeksiyonlarını vakit kaybetmeden tedavi ederek ger&ccedil;ekleştirilecek korunma &ouml;nemli bir yer tutar. &Uuml;st solunum yollarında streptokok mikropları tarafından meydana getirilmiş enfeksiyonu olan 800 hastaya penisilin vererek yapılan tedavi sonucunda, bu hastalardan ancak ikisinde bir s&uuml;re sonra ateşli romatizma g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Antibiyotikle tedavi edilmemiş 800 hastanın ise on yedisinde bir s&uuml;re sonra ateşli romatizma g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Ateşli romatizmanın &ouml;nlenmesi amacıyla penisilin ve s&uuml;lfamitlerden yararlanılır. Ateşli romatizma ortaya &ccedil;ıktığı zaman, solunum yollarında ileride tekrar belirtebilecek olan streptokok enfeksiyonlarını engellemek i&ccedil;in uzun s&uuml;re penisilin ya da sulfamıt verilerek tekrarları &ouml;nleyici tedavi uygulanır.</p>
<p align="justify">Bazı hekimler ateşli romatizma hastalığı sırasında kortizon ve t&uuml;revi olan bazı hormonların verilmesinin bağ dokusu birikimini azalttığı kanısındadırlar. Ancak bu y&ouml;ntemin sadece belirtileri azalttığını hastalığın gidişini anlamlı bir oranda etkilemediğini kabul eden hekimler de vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/atesli-romatizma.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Artroz</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/artroz.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/artroz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Aug 2007 19:12:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Saglik</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/artroz.html</guid>
		<description><![CDATA[&#199;eşitli bozukluklar g&#246;steren fakat iltihaplı olmayan eklem hastalığı. Artroz, benzer yanları olmakla beraber, daima iltihaplı durum g&#246;steren artrit&#8217;ten ayrıdır. Artroz, eklemin şeklini bozar. Eklem kıkırdağında, ekleme bitişik kemik dokusunda bozukluklara, beslenme bozukluklarına, eklem &#231;evresinde kemik &#231;ıkıntılarına ve ur b&#252;y&#252;melerine yol a&#231;ar. Bir noktada olduğu zaman, o b&#246;lgeyle ilgili sebeplerden ileri gelir: zedelenme, doğuştan şekil bozukluğu&#8230;

&#160;
Hastalık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="main" align="justify">&Ccedil;eşitli bozukluklar g&ouml;steren fakat iltihaplı olmayan eklem hastalığı. Artroz, benzer yanları olmakla beraber, daima iltihaplı durum g&ouml;steren artrit&rsquo;ten ayrıdır. Artroz, eklemin şeklini bozar. Eklem kıkırdağında, ekleme bitişik kemik dokusunda bozukluklara, beslenme bozukluklarına, eklem &ccedil;evresinde kemik &ccedil;ıkıntılarına ve ur b&uuml;y&uuml;melerine yol a&ccedil;ar. Bir noktada olduğu zaman, o b&ouml;lgeyle ilgili sebeplerden ileri gelir: zedelenme, doğuştan şekil bozukluğu&hellip;</p>
<p><a id="more-2112"></a></p>
<p class="main" align="justify">&nbsp;</p>
<p class="main" align="justify">Hastalık genelleşmiş ise artroz hastalığı s&ouml;z konusudur. Bunun sebepleri ise, dokularda yaşlanma, i&ccedil; salgı bozuklukları, şişmanlık y&uuml;z&uuml;nden ekleme fazla y&uuml;klenilmesi, metabolizma bozukluklarıdır. Belirtileri hastalığın ge&ccedil; devresinde ortaya &ccedil;ıktığı i&ccedil;in artrozun tedavisi g&uuml;&ccedil;t&uuml;r.</p>
<p><!--<br />
					<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"<br />
				xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"<br />
				xmlns:trackback="http://madskills.com/public/xml/rss/module/trackback/"><br />
			<rdf:Description rdf:about="http://trsaglik.org/saglik-makaleleri/artroz.html"<br />
    dc:identifier="http://trsaglik.org/saglik-makaleleri/artroz.html"<br />
    dc:title="Artroz"<br />
    trackback:ping="http://trsaglik.org/saglik-makaleleri/artroz.html/trackback" /><br />
</rdf:RDF>				&#8211;>
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/artroz.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Apandisit ve Çeşitleri</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/apandisit-ve-cesitleri.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/apandisit-ve-cesitleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Aug 2007 19:11:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Saglik</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/apandisit-ve-cesitleri.html</guid>
		<description><![CDATA[Apandisit k&#246;rbağırsak takısının yangılanmasıdır. ivegen apandisit ve s&#252;reğen apandisit olmak &#252;zere iki t&#252;r&#252; vardır.

&#160;
İVEGEN APANDİSİT
Karnın sağ alt kesiminde bulunan, eldiven parmağına benzeyen k&#246;rbağırsak takısının had yangılanmasıdır. Daha &#231;ok 1830 yaş arasındaki erkeklerin yakalanmasına rağmen, ivegen apandisit her yaşta ve iki cinste de g&#246;r&#252;len bir hastalıktır. Apandisitin g&#252;n&#252;m&#252;zde oranının artmış olması hastalığın yaygınlaşmasının değil, modern teşhis [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Apandisit k&ouml;rbağırsak takısının yangılanmasıdır. ivegen apandisit ve s&uuml;reğen apandisit olmak &uuml;zere iki t&uuml;r&uuml; vardır.</p>
<p><a id="more-2111"></a></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">İVEGEN APANDİSİT</p>
<p align="justify">Karnın sağ alt kesiminde bulunan, eldiven parmağına benzeyen k&ouml;rbağırsak takısının had yangılanmasıdır. Daha &ccedil;ok 1830 yaş arasındaki erkeklerin yakalanmasına rağmen, ivegen apandisit her yaşta ve iki cinste de g&ouml;r&uuml;len bir hastalıktır. Apandisitin g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde oranının artmış olması hastalığın yaygınlaşmasının değil, modern teşhis olanaklarının ve &ouml;zellikle eskiden teşhis edilemeyip, ancak patladıktan ve karın i&ccedil; zarı yangısı (peritonit) sonucu hasta &ouml;ld&uuml;kten sonra farkedilen apandisit olaylarının modern r&ouml;ntgen y&ouml;ntemleriyle kolayca teşhis edilebilmesinin sonucudur.</p>
<p>K&ouml;rbağırsak takısı yangılanmasının nedeni, hastalık yapıcı mikropların bu takının &ccedil;eperine yerleşmesidir. Streptokoklar, diplokoklar, koli basilleri, anaerob mikroplar apandisit nedeni olabilirler. K&ouml;rbağırsak takısı duvarlarına tifo basilinin (Eberth basili) yerleşmesi sonucu ortaya &ccedil;ıkan bir tifo enfeksiyonu olan k&ouml;rbağırsak takısı tifosunu da belirtmek yerinde olur. K&ouml;rbağırsak takısı tifosu, evvelce apandisiti olan bir kişide meydana gelen tifo hastalığı ya da k&ouml;rbağırsak takısı yakınındaki bir tifo &uuml;lserinin hastalık sırasında delinmesiyle ortaya &ccedil;ıkan durumla karıştırılmamalıdır.</p>
<p align="justify">K&ouml;rbağırsak takısının duvarına girerek yangılanmasına neden olan bu mikropların &ccedil;oğu, bağırsak i&ccedil;inden gelirler. Bunlar, bağırsak i&ccedil;inde normal koşullar altında zararsız olarak yaşayan, ancak uygun koşullar bulunca hastalık yapıcı etki kazanıp, k&ouml;rbağırsak takısı duvarı i&ccedil;ine girerek yangılanma meydana getiren mikroplardır. Bazı hekimler apandisit yapan mikropların doğruca bağırsak i&ccedil;inden değil, v&uuml;cudun herhangi bir yerindeki yangılanma merkezinden kalkarak kan yoluyla k&ouml;rbağırsak takısına geldiklerini ileri s&uuml;rerler. Bu yangılanma merkezleri &ccedil;&uuml;r&uuml;k dişler, apse, &ccedil;ıban gibi deri yangılanmaları, bademcik yangılanmaları olabilir. Apandisiti tifo, grip gibi genel bulaşıcı hastalıkların belirli bir yerde yoğunlaşması olarak değerlendirenler de vardır. Bu g&ouml;r&uuml;şlerin hepsinin ger&ccedil;ek bir yanı vardır; &ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;t&uuml;n mikropların geliş ve yerleşiş yeri aynı değildir.</p>
<p align="justify">Bu mikropların k&ouml;rbağırsak takısı duvarına yerleşmesini ve apandisitin ortaya &ccedil;ıkmasını kolaylaştıran etkenlerin başında, k&ouml;rbağırsak takısı duvarının girintili ve &ccedil;ıkıntılı &ouml;zel yapısı gelir. Bu girintilerin herhangi birinde k&ouml;rbağırsak takısı mukozasının (s&uuml;m&uuml;ks&uuml; zar) salgıları, hatta dışkı artıkları kolayca birikerek hastalık yapıcı etkisi olmayan mikropların orada &ccedil;oğalıp, hastalık yapıcı etki kazanmalarını sağlarlar. Bu şekilde k&ouml;rbağırsak takısı mukozasının herhangi bir girintisinde oluşan yangılanma merkezinden gelen yayılmayla b&uuml;t&uuml;n k&ouml;rbağırsak takısı yangılanır, yani apandisit oluşur.</p>
<p align="justify">Kabızlık sonucu dışkı &ccedil;ıkışının durması, &ccedil;eşitli yabancı cisimlerin (dışkı taşı, bağırsak asalakları, meyve &ccedil;ekirdekleri) k&ouml;rbağırsak takısı kanalını tıkamaları, bu kanal i&ccedil;inde, salgı, dışkı ve mukus (s&uuml;m&uuml;ks&uuml; zar salgısı) birikmesine sebep olarak mikropların &ccedil;oğalmasına ve hastalık yapıcı etki kazanmalarına uygun bir ortam oluştururlar. Bu uygun ortamda sayıları artan ve hastalık yapıcı etki kazanan mikroplar, k&ouml;rbağırsak takısı i&ccedil; duvarına yerleşip, yangılanma meydana getirmek i&ccedil;in uygun zamanı beklerler. Ricker&rsquo;in damar-sinir kuramına g&ouml;re, en uygun zaman k&ouml;rbağırsak takısı duvarını besleyen damardaki n&ouml;rovejetatif bozukluklardır; bu durumda, k&ouml;rbağırsak takısı duvarının değişik b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki bir kısmı az beslenir ve sonunda mikrop yerleşmesine dayanıksız hale gelir.</p>
<p align="justify">Beslenme bozukluğu, o damarın kasılmasıyla ortaya &ccedil;ıkan kan akışı azalmasıyla daha belirgin hale gelir. İnce, hareketli ve kıvrıntılı bir organ olan k&ouml;rbağırsak takısının kendi &uuml;zerinde d&ouml;nerek tıkanması, k&ouml;rbağırsak takısı duvarında kan akımı azalmasına, dolayısıyla, beslenmenin bozulmasına neden olur. Beslenmenin bozulması hastalık yapan mikroplara karşı dayanıklılığı azaltır. K&ouml;rbağırsak takısı duvarları i&ccedil;inde dolaşan ince atardamarlar, duvarların b&uuml;k&uuml;lmesiyle b&uuml;k&uuml;l&uuml;rler ve daralan &ccedil;eperleri i&ccedil;inde kan akımı olmaz ya da yetersiz olur.</p>
<p align="justify">Karın &uuml;zerine gelen bir darbenin apandisit meydana getirip getirmeyeceği sorusu, &ouml;zellikle adli tıpta b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem kazanır. Ancak bu soruya cevap vermek kolay değildir. Karın &uuml;zerine gelen bir darbe, zaten var olan bir apandisiti ağırlaştırabilir, hatta teşhis edilememiş bir apandisiti ortaya &ccedil;ıkarabilir. Ancak darbenin, evvelce tamamen sağlam bir k&ouml;rbağırsak takısında, apandisit oluşmasına yol a&ccedil;an başlıbaşına bir neden olarak kabul&uuml; zordur. Bununla birlikte, tıp tarihinde bu t&uuml;r olaya, az da olsa rastlandığından yukarıdaki soruya kesin bir şekilde olumsuz cevap vermek de olanaksızdır.</p>
<p align="justify">İvegen apandisitin klasik belirtisi &ccedil;ok şiddetli ani ağrılardır. Ağrı, genellikle g&ouml;bekle kal&ccedil;a kemiğini birleştiren &ccedil;izginin yarısında duyulur. Bu noktaya Mac Burney noktası denir. Ağrılar, bu doğuş noktasından &ouml;zellikle g&ouml;bek &ccedil;evresine ve mide b&ouml;lgesine doğru yayılır. Karnın sağ alt yanına dokunulursa birden şiddetlenir. D&uuml;zensiz bir ateşin yanında, bulantı, kusma, karnın gazla şişmesi ve kabızlığa da rastlanır. En ufak bir dış darbeyle kolayca patlayabilir hale gelen apandisiti korumak i&ccedil;in, v&uuml;cut plasron denilen bir kas sertleşmesi oluşturur. Kalp atışı hızlanmıştır, nabız zayıf ve hızlıdır. Kan tahlilinde akyuvarların sayısında artma (l&ouml;kositoz) g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bu belirtilerin varlığı teşhisi kolaylaştırır.</p>
<p align="justify">Ağrılı nokta sağda fakat daha yukarıdaysa safra kesesi yangılanması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r; ağrının &uuml;st karın b&ouml;lgesinde, yani karnın en &uuml;st&uuml;n&uuml;n ortasında, altında mide ve onikiparmak bağırsağının olduğu yerde daha şiddetli olması, mide ya da onikiparmak bağırsağı &uuml;lseri olasılığını akla getirir. Hastalığın yan etkileri vardır. İvegen k&ouml;rbağırsak takısı yangılanması apseleşebilir, kangrenleşebilir ve delinebilir. Eğer v&uuml;cudun koruyucu g&uuml;&ccedil;leri yeterliyse apseleşme sonunda derin bir k&ouml;rbağırsak takısı apsesi ortaya &ccedil;ıkar. Eğer koruyucu g&uuml;&ccedil;ler yeterli olmazsa karın i&ccedil;i organlarını &ouml;rten, b&uuml;t&uuml;n karın zarı (periton) yangılanır ve karın zarı yangısı (peritonit) meydana gelir.</p>
<p align="justify">K&ouml;rbağırsak takısı yangılanmasının kangrenleşme etkeni oksijensiz yaşayabilen mikroplardır. Kangrenli ya da apseleşmiş apandisit durumlarında eğer cerrahi m&uuml;dahale yapmakta ge&ccedil; kalınırsa k&ouml;rbağırsak takısı delinir ve son derece ağır, yaygın bir karın zarı yangılanması ortaya &ccedil;ıkar.</p>
<p align="justify">İvegen apandisitten ş&uuml;phe edilen her olayda, hekim yatak istirahati verir ve her t&uuml;rl&uuml; yiyeceğin yenilmesini yasaklar; hasta arada sırada biraz soğuk su i&ccedil;ebilir. Her t&uuml;rl&uuml; m&uuml;shil yasaktır. Ağrı kesmek i&ccedil;in kullanılan morfin ve t&uuml;revi ağrı kesiciler, antispazmodikler (bağırsaktaki kasılmayı &ouml;nleyip, ağrıyı azaltmak i&ccedil;in kullanılırlar) teşhisi g&uuml;&ccedil;leştireceklerinden kullanılmazlar. Yalnız karnın sağ altına bir y&uuml;n par&ccedil;asına sarılmış buz torbası konur. Tam teşhis konulması halinde, hastanın durumu elverişliyse penisilin, bizmut verilir.</p>
<p align="justify">Hastanın durumu ağırsa ve genel zehirlenme belirtileri (y&uuml;ksek veya devamlı y&uuml;kselen ateş, sık fakat k&uuml;&ccedil;&uuml;k nabız, zor solunum, durdurulamayan ve devamlı tekrarlayan kusmalar) varsa hasta derhal hastaneye kaldırılır ve ameliyat edilir. Yangılanmış k&ouml;rbağırsak takısı &ccedil;ıkartılarak (apandisektomi) hastanın hayatı kurtarılır. Bug&uuml;n, ilk ağrıların başlangıcından 24-36 saat i&ccedil;inde hastalar ameliyat edilmektedir. Eğer bu s&uuml;re, elde olmayan nedenle ge&ccedil;irilecek olursa, durum yatışmışsa ameliyat ertelenebilir. Bu arada tıbbi tedaviye devam edilir. Fakat bu s&uuml;re i&ccedil;inde &ccedil;ok dikkatli olmak gerekir. Yangılanma merkezinin yok edilmesi &uuml;midinin kalmadığı anda ameliyata başvurmak gerekir. ivegen apandisit krizi ge&ccedil;tikten sonra yapılacak ameliyat 12 ay sonra yapılmalıdır; apandisit ağrıları yeniden ortaya &ccedil;ıkabileceğinden yangılanmış k&ouml;rbağırsak takısı mutlaka &ccedil;ıkarılmalıdır. Bug&uuml;n ivegen apandisit krizi nedeniyle &ouml;l&uuml;m olaylarının y&uuml;zdesi &ccedil;ok azalmıştır.</p>
<p align="justify">S&Uuml;REĞEN APANDİSİT</p>
<p align="justify">Olay s&uuml;reğen olarak (birincil kronik apandisit) başlayabileceği gibi, birka&ccedil; ivegen apandisit krizinden sonra da s&uuml;reğen bir hal alabilir (ikincil kronik apandisit). Devamlı ya da zaman zaman gelen ateş (37,1&deg;C &mdash; 37,5&deg;C arasında) karnın sağ alt yarısında bı&ccedil;ak ya da iğne saplanır gibi ağrı, k&ouml;rbağırsak takısı b&ouml;lgesinde sıkıntı ve ağırlık hissi, bulantı, iştah azlığı, paslı dil, hazımsızlık, bazen ishale d&ouml;n&uuml;şen kabızlık, devamlı baş ağrıları, yorgunluk, uykusuzluk, sinir bozukluğu, hafif fakat devamlı zayıflama gibi belirtiler bulunabilir. S&uuml;reğen apandisitin teşhisinin r&ouml;ntgenle sağlamlaştırılması doğru olur. R&ouml;ntgen filminde apandisit teşhisi, hastanın i&ccedil;miş olduğu r&ouml;ntgen ışını ge&ccedil;irmeyen maddenin (baryum s&uuml;lfat), k&ouml;rbağırsak takısı uzantısını g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale sokamamasıyla konur. Kasılma ya da tıkanma durumu nedeniyle, r&ouml;ntgen ge&ccedil;irmeyen madde k&ouml;rbağırsak takısı boşluğuna giremez.</p>
<p align="justify">Bir&ccedil;ok s&uuml;reğen apandisit olayının kendine &ouml;zg&uuml; belirtileri yoktur. Karındaki başka organlarla da ilgili bir belirtiler topluluğu ortaya &ccedil;ıkar. Bu belirtiler arasında s&uuml;reğen apandisit belirtileri yanında, k&ouml;rbağırsak yangılanması (tiflit), kalınbağırsak yangılanması (kolit), karın zarı yangılanması (peritonit), mide, onikiparmak &uuml;lserleri, safra kesesi yangılanması (kolesistit) belirtileri de yer alır. S&uuml;reğen apandisitle, mide ya da onikiparmak bağırsağı &uuml;lserinin birleşmesi erkeklerde sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. S&uuml;reğen apandisitin safra kesesi yangılanmasıyla birlikte olması ise, kadınlarda daha sıktır.</p>
<p align="justify">Kadınlarda s&uuml;reğen ya da yarı ivegen apandisit yanında cinsel organların yangılanması da g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bu durumlarda klinik belirtiler birbirlerine karışır. Hastanın hayatı zorlaşır, g&uuml;nl&uuml;k işi ağır gelmeye başlar, yiyeceği en ufak bir şey ağrılarını artırır. B&ouml;ylece v&uuml;cut zayıflar, hastanın morali bozulur. S&uuml;reğen apandisitte, ameliyattan &ouml;nce bir s&uuml;re tıbbi tedaviyi denemek yararlıdır. Bibersiz, sal&ccedil;asız bir yemek rejimi uygulanır, hastayı &uuml;ş&uuml;mekten korumak i&ccedil;in karına y&uuml;n korse takılır; ağrıların arttığı g&uuml;nlerde k&ouml;rbağırsak takısı b&ouml;lgesine buz torbası konulur. Ağrılara karşı, belladonna tent&uuml;r&uuml; gibi ila&ccedil;lar verilir.</p>
<p align="justify">S&uuml;reğen apandisitli hastalar kabızlık &ccedil;ektiklerinden bağırsak hareketlerini hızlandıran m&uuml;shiller kullanırlar; oysa s&uuml;rekli m&uuml;shil kullanma kabızlığı daha fazla artırır, hatta k&ouml;rbağırsak takısının delinmesine neden olabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bağırsak hareketini hızlandırıcı m&uuml;shiller, b&uuml;y&uuml;k dışkı k&uuml;tlesinin ani olarak dışarı &ccedil;ıkmasına, bu sırada kalın bağırsakta, k&ouml;rbağırsakta ve k&ouml;rbağırsak takısı d&uuml;zeyinde basın&ccedil; artmasına neden olurlar. Yangılanma sonucu duvarı incelmiş ve kolayca patlayabilir hale gelmiş olan k&ouml;rbağırsak takısı, bu basın&ccedil; sonucu delinir, i&ccedil;indeki yangı merkezleri karın boşluğuna a&ccedil;ılır ve b&uuml;t&uuml;n karın zarı yangılanır. Bu nedenle hastaların hafif etkili ve yumuşatıcı m&uuml;shillerle kabızlık durumunu d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışmaları uygun olur.</p>
<p align="justify">Eğer tıbbi tedavi başarılı olmazsa, ameliyata başvurarak k&ouml;rbağırsak takısını &ccedil;ıkartmak gerekir. Fakat s&uuml;reğen apandisit başka hastalıklarla beraber bulunmasa bile k&ouml;rbağırsak takısının &ccedil;ıkartılması her zaman hastanın ağrılarını dindirmez. Bu durumlarda sinirsel bir k&ouml;rbağırsak takısı hastalığının varlığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r. Bu duruma genellikle kadınlarda rastlanır; hasta sinir sistemi d&uuml;zensizliği belirtileri g&ouml;sterir. Rahatsızlığını abartır; aşırı derecede duyarlı ve sinirlidir. Bu kadınlarda i&ccedil; organları &ccedil;alıştıran n&ouml;rovejetatif sinir sisteminin dengesi bozulmuş ve vagotonik (vagus sinirinin baskınlığı) bir durum meydana gelmiştir. Vagus siniri mide ve bağırsak duvarındaki d&uuml;z kas iplik&ccedil;iklerinin hareketini artıran bir sinir olduğundan, bu tip insanlarda sindirim sisteminde ağrı yapıcı krizler sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p>
<p align="justify">&Ouml;te yandan her k&ouml;rbağırsak takısı ağrısında k&ouml;rbağırsak takısının &ccedil;ıkarılması, v&uuml;cudu bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k organın işlevlerinden yoksun bırakır. Ger&ccedil;ekten de son &ccedil;alışmalar, k&ouml;rbağırsak takısının &ouml;nemli işlevleri olduğunu g&ouml;stermiştir. K&ouml;rbağırsak takısından kalkan uyarılar bağırsak duvarındaki sığamsal hareketleri artırarak, dışkı k&uuml;tlesinin hareketini ve an&uuml;sten atılışı hızlandırır, yani dışkılamayı sağlar. Yangılanma halinde organın &ccedil;alışması bozulduğundan, k&ouml;rbağırsak takısı &ccedil;ıkartılmış kimselerdeyse artık bu organ olmadığından, dışkılama gecikir ve zorlaşır.</p>
<p align="justify">K&ouml;rbağırsak takısı mukozasının i&ccedil;inde bol miktarda salgıbezleri ve salgı yapan h&uuml;creler vardır. K&ouml;rbağırsak takısı mukoza altı tabakasındaki pek &ccedil;ok lenfoid (lenf denen koruyucu doku sıvısını meydana getiren h&uuml;creler topluluğu) doku bulaşıcı hastalıklara karşı koruyucu bir etki sağlar. Bundan dolayı k&ouml;rbağırsak takısına bağırsak bademciği denir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bademcikler ve lenfoit (veya adenoit) dokudan yana zengindirler. K&ouml;rbağırsak takısı, bağırsak boşluğundan kana giren bir&ccedil;ok hastalık yapıcı mikrobu ortadan kaldırarak, kan temizleyici bir işlev de g&ouml;r&uuml;r. Nihayet etkileri tam olarak belirlenmemiş birtakım hormonları kana salgılar. B&uuml;t&uuml;n bu &ouml;nemli işlevler k&ouml;rbağırsak takısının &ccedil;ıkartılması yoluna ancak ameliyat ka&ccedil;ınılmazsa başvurulması gerektiğini g&ouml;stermektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/apandisit-ve-cesitleri.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>E Vitamininin Bebeklere Etkisi</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/e-vitamininin-bebeklere-etkisi.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/e-vitamininin-bebeklere-etkisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Aug 2007 19:09:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Saglik</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/e-vitamininin-bebeklere-etkisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte E vitamini kullanılmasıyla astım hastalığı arasındaki bağlantı bir araştırma ile ortaya kondu. Araştırmaya g&#246;re, anne adayının hamileliğin &#246;zellikle ilk 16 haftasında E vitamini alması &#231;ocukta astım riskini azaltıyor.

İngiltere&#8217;de yapılan son araştırma, hamilelik d&#246;neminde annenin E vitamini alması ile &#231;ocuğunun astım hastasılığına yakalanma olasılığı arasında birebir ilişki olduğunu ortaya koydu.
Buna g&#246;re gebeliğin &#246;zellikle ilk 16 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="main" align="justify">Hamilelikte E vitamini kullanılmasıyla astım hastalığı arasındaki bağlantı bir araştırma ile ortaya kondu. Araştırmaya g&ouml;re, anne adayının hamileliğin &ouml;zellikle ilk 16 haftasında E vitamini alması &ccedil;ocukta astım riskini azaltıyor.</p>
<p><a id="more-2110"></a></p>
<p class="main" align="justify">İngiltere&rsquo;de yapılan son araştırma, hamilelik d&ouml;neminde annenin E vitamini alması ile &ccedil;ocuğunun astım hastasılığına yakalanma olasılığı arasında birebir ilişki olduğunu ortaya koydu.</p>
<p class="main" align="justify">Buna g&ouml;re gebeliğin &ouml;zellikle ilk 16 haftasında yeterli E vitamini alan annelerin &ccedil;ocuklarının astım hastası olma ihtimali diğer annelere oranla 5 kat daha az</p>
<p class="main" align="justify">2 bin kadının katılımıyla yapılan araştırmada, 9 ay s&uuml;resince anne karnında yeterli E vitamini alamayan bebeklerin, 5 yaşına geldiğinde soluk alıp verirken g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekme ve egzema olma ihtimalinin daha y&uuml;ksek olduğu anlaşıldı.</p>
<p class="main" align="justify">Annesi E vitamini almayanalr polenlere ve akarlara duyarlı<br />
E vitamini, akciğer gelişimine &ouml;nemli katkı sağlıyor. Bu vitamini yeterince almayan yeni doğanların polenler ve ev tozu akarlarına karşı daha duyarlı oluyor.</p>
<p class="main" align="justify">Ay&ccedil;ekirdeği ve margarinde E vitamini var
</p>
<p class="main" align="justify">İngiliz uzmanlar, anne adaylarına sebze yağları, margarin ve ay &ccedil;ekirdeği &ouml;neriyor. Ancak sağlıklı bir hamileliğin, aslında temel olarak dengeli beslenmekten ge&ccedil;tiğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>
<p><!--<br />
					<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"<br />
				xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"<br />
				xmlns:trackback="http://madskills.com/public/xml/rss/module/trackback/"><br />
			<rdf:Description rdf:about="http://trsaglik.org/saglik-makaleleri/e-vitamini-bebegi-astimdan-koruyor.html"<br />
    dc:identifier="http://trsaglik.org/saglik-makaleleri/e-vitamini-bebegi-astimdan-koruyor.html"<br />
    dc:title="e vitamini bebeği astımdan koruyor"<br />
    trackback:ping="http://trsaglik.org/saglik-makaleleri/e-vitamini-bebegi-astimdan-koruyor.html/trackback" /><br />
</rdf:RDF>				&#8211;>
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/e-vitamininin-bebeklere-etkisi.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Konjenital Aural Atrezi</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/konjenital-aural-atrezi.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/konjenital-aural-atrezi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Aug 2007 19:38:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Saglik</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/konjenital-aural-atrezi.html</guid>
		<description><![CDATA[Tanım: Embrional olarak kulak gelişim bozukluğudur. Temporal kemiğin konjenital malformasyonları ; sıklıkla aurikulanın yokluğu yada deformitesi (genellikle mikrotia), Dış kulak yolu (DKY) &#8217;nun aplazisi veya hipoplazisi ile karakterizedir. Bazen i&#231; kulak anomalileride olabilir. Aurikular atrezi; DKY, kemik&#231;ikler ve fasial siniri tutan anomali olarak tanımlanır. 

&#160;
En sık orta kulak atrezisi, inkus, malleus f&#252;zyonudur. Fasial sinir seyrinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Tanım: Embrional olarak kulak gelişim bozukluğudur. Temporal kemiğin konjenital malformasyonları ; sıklıkla aurikulanın yokluğu yada deformitesi (genellikle mikrotia), Dış kulak yolu (DKY) &rsquo;nun aplazisi veya hipoplazisi ile karakterizedir. Bazen i&ccedil; kulak anomalileride olabilir. Aurikular atrezi; DKY, kemik&ccedil;ikler ve fasial siniri tutan anomali olarak tanımlanır. </p>
<p><a id="more-2109"></a></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">En sık orta kulak atrezisi, inkus, malleus f&uuml;zyonudur. Fasial sinir seyrinde anomali vardır.Kemik atrezi, membran&ouml;z atreziden sıktır. Nadiren kanal atrezisi normal aurikula ile birlikte olabilir.Şiddetli eksternal kulak deformitesi genellikle şiddetli orta kulak deformitesinin bir işareti olabilir. Bu malformasyonu d&uuml;zeltmeye y&ouml;nelik ilk cerrahi m&uuml;dahale Kisselbach (1881) tarafından yapılmıştır (fasial paralizi ile sonu&ccedil;lanmış). 1914&rsquo; de Page, 8 vakanın 5 &lsquo; inde işitmede d&uuml;zelme, 1917&rsquo; de Dean ve Gittens bir hastada m&uuml;kemmel işitme sağladıklarını rapor ettiler. 1947&rsquo;ye kadar bazı başarılı vakalara rağmen genellikle yetersiz kalmıştır. Bu yılda Ombredanne (Fransa), Patte (ABD), işitmeyi d&uuml;zeltici başarılı operasyonların yapıldığı bir grup hasta rapor ettiler.</p>
<p align="justify" />
<p align="justify">1950&rsquo; lerde timpanoplasti tekniklerinin gelişmesiyle Wullstein ve Zollner&rsquo; in teknikleri ile atreziplazi de artış oldu. 1971&rsquo; de Ombredanne, 1976&rsquo; da ve son yirmi yılda Crabtree, Jahrsdoerfer, Marquet , De La Cruz klasifikasyon modifikasyonları ve operatif teknikler ile ilgili geniş seriler rapor ettiler.</p>
<p align="justify">Kanalplasti, meatoplasti, timpanoplasti ve ossikulopasti teknikleriyle başarılı sonu&ccedil;lar alınmasına rağmen konjenital aural atrezinin (KAA) cerrahisi pek tatminkar değildir. Bu komplike operasyon tecr&uuml;beli cerrahlar tarafından yapılmalıdır. T&uuml;m modern timpanoplasti teknikleri, fasial sinir, oval pencere ve i&ccedil; kulağın konjenital varyasyonları ve cerrahi anatomisi iyi bilinmelidir. Glenoid fossa ve mastoid tip &ouml;n duvarı arasındaki daralma nedeniyle DKY gelişim yetersizliği ile temparomandibular eklem (TME) arkaya doğru yer değiştirir.İnkus, malleus f&uuml;zyonu yaygındır. Stapes footplate &ccedil;oğunlukla normaldir.</p>
<p align="justify">EMBRİOLOJİ: İ&ccedil;, orta, dış kulak birbirinden bağımsız olarak gelişir.&Ccedil;ok sıklıkla dış ve orta kulak anomalisinde i&ccedil; kulak normal olabilir.</p>
<p align="justify">Aurikula I. ve II. Brankial arktan, altı adet kıkırdaktan gelişir(primitif meatus etrafında 6 kabartı).&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ay sonunda primitif aurikula gelişir.</p>
<p align="justify">I. brankial yarığın ektoderminden DKY gelişir.I. ektodermi ile I. Faringeal kesenin temas ettiği yerde timpanik membran gelişir.I.brankial kese tuba &ouml;staki, kavum timpani ve mastoid havalı h&uuml;crelerini oluşturur. Malleus ve inkus, I. Brankial ark kartilajından (Meckel kartilajı) gelişir. Stapes (tabanı hari&ccedil;) II. Brankial ark kartilajından (Reichert kartilajı) gelişir.Stapes tabanı II. Ark ve otik kaps&uuml;lden gelişir. Kemik&ccedil;ikler 4. ayda son şekillerini kazanırlar. Gestasyonel 3. haftada y&uuml;zey ektoderminden gelişen otik kaps&uuml;lden ise i&ccedil; kulak gelişir.Fasial sinir II. Brankial arkın siniridir.</p>
<p align="justify">ETYOLOJİ: Thalidomid, accutane gibi ila&ccedil;lar, heredite, intrauterin enfeksiyon(Rubella), radyasyon ve &ccedil;evresel fakt&ouml;rler kulağın gelişiminde etkilidir.Erkek/ kadın dağılımı 2.5/1 dir. Sağ ve sol kulak dağılımı 3/2 dir.&Ccedil;oğunlukla unilateraldir.10 000-20 000 doğumda bir g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p>
<p align="justify">KLASİFİKASYON: Preoperatif d&ouml;nemde prognoz hakkında bilgi sahibi olmak, yapılacak cerrahi girişimi planlamak, hastayı daha fazla bilgilendirmek, sonu&ccedil;ları karşılaştırabilmek i&ccedil;in klasifikasyon gereklidir. İlk sınıflandırma Altmann tarafından yapılmıştır (1955).</p>
<p align="justify">Grup I (mild) <img src='http://saglik.e-nedir.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> KY, orta kulak normal/hipoplastik, &#8482; k&uuml;&ccedil;&uuml;k</p>
<p align="justify">Grup II (moderate) : DKY yok, orta kulak k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve i&ccedil;erik deforme</p>
<p align="justify">Grup III (severe) : DKY yok, orta kulak &ouml;nemli derecede kayıp.</p>
<p align="justify">Genellikle Gruo II ve III&rsquo; e cerrahi tedavi uygulanır.</p>
<p align="justify">De La Cruz modifiye etmiştir.</p>
<p align="justify">Min&ouml;r</p>
<p align="justify">Maj&ouml;r</p>
<p align="justify">Mastoid havalanma</p>
<p align="justify">Normal</p>
<p align="justify">K&ouml;t&uuml;</p>
<p align="justify">Oval pencere</p>
<p align="justify">Normal</p>
<p align="justify">Anormal/yok</p>
<p align="justify">Fasial sinir seyri</p>
<p align="justify">Uygun</p>
<p align="justify">Anormal</p>
<p align="justify">İ&ccedil; kulak</p>
<p align="justify">Normal</p>
<p align="justify">Anormal</p>
<p align="justify">Min&ouml;r malformasyonlarda kabul edilebilir işitme sağlanırken, major olgularda bu sonu&ccedil; elde edilemeyeceği i&ccedil;in opere edilmemelidir.</p>
<p align="justify">Jahrsdoerfer puan sistemi:</p>
<p align="justify">PARAMETRE</p>
<p align="justify">PUAN</p>
<p align="justify">Stapes mevcut</p>
<p align="justify">Oval pencere a&ccedil;ık</p>
<p align="justify">Orta kulak alanı</p>
<p align="justify">Fasial sinir normal</p>
<p align="justify">Malleus ve inkus var</p>
<p align="justify">Mastoid iyi havalanması</p>
<p align="justify">İnkus-stapes bağlantılı</p>
<p align="justify">Yuvarlak pencere normal</p>
<p align="justify">Dış kulak mevcut</p>
<p align="justify">Bu puan sisteminin yapılabilmesi i&ccedil;in y&uuml;ksek rezol&uuml;syonlu CT kullanılmalıdır.Toplam puan 10 dur. Skoru 8 veya daha y&uuml;ksek ise operasyon başarısı % 80&rsquo;nin &uuml;zerindedir. Skoru 6 ise sınırda, 5 ve daha aşağı skorlar da başarı şansı &ccedil;ok azdır. Stapes mevcudiyetinden daha &ouml;nemli olan oval pencere mevcudiyeti ve iyi havalanan mastoiddir. Pn&ouml;matize mastoid fasial sinir ve i&ccedil; kulak yapılarının daha az risk ve diseksiyon kolaylığı ve iyi hacimli DKY oluşturulmasını sağlar.</p>
<p align="justify">Schuknecht klasifikasyonu (klinik ve primer cerrahi g&ouml;zlemlerin kombinasyonudur)</p>
<p align="justify">TipA (meatal) :Atrezi DKY&rsquo;nu fibrokartilajin&ouml;z kısmı ile sınırlıdır.</p>
<p align="justify">TipB (parsiyel) :Atrezi hem fibrokartilajin&ouml;z hem kemik kısmı i&ccedil;erir.Timpanik membran g&ouml;zlenebilir.Min&ouml;r ossik&uuml;ler malformasyon ve hafiften şiddetliye kadar değişen işitme kaybı mevcuttur.Fasial sinir oval pencere &uuml;zerinden aberan bir seyir g&ouml;sterir.</p>
<p align="justify">TipC (total) :Total atretik kanal var, timpan zar yok. Fakat iyi havalanan orta kulak mevcut.Kısmi veya total kemik atretik plate, kemik&ccedil;iklerin başları yapışık, malforme, stapesle hi&ccedil;bir bağlantısı yoktur.</p>
<p align="justify">TipD (hipopn&ouml;matik) :Total kanal atrezisi ve k&ouml;t&uuml; havalanan orta kulak mevcut. Treacher Collins sendromu gibi displaziler yaygındır. Fasial kanal ve kemik labirent anomalisi mevcut olup cerrahi i&ccedil;in k&ouml;t&uuml; adaylardır.</p>
<p align="justify">Chiosse 1983 yılında glenoid fossa lokalizasyonuna dayanan bir klasifikasyon yaptı.</p>
<p align="justify">Tip I : Glenoid fossa normal pozisyonda</p>
<p align="justify">TipII : Orta derecede displazi</p>
<p align="justify">TipIII :Orta kulak &uuml;zerine s&uuml;perpoze olmuş</p>
<p align="justify">TipIV :Orta kulak &uuml;zerine s&uuml;perpoze olmuş ve mastoid pn&ouml;matizasyon kaybı var.</p>
<p align="justify">Tip I ve II cerrahi i&ccedil;in ideal, Tip III greft lateralizasyonu, Tip IV cerrahiye aday değildir.</p>
<p align="justify">TANI ve HASTALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:</p>
<p align="justify">Tanı doğumdan hemen sonra konur. Konjenital aural atrezi (KAA)&rsquo;de i&ccedil; kulak anomalisi % 11-47&rsquo;dir. Mikrotia ve atrezili her bebeğe neonatal d&ouml;nemde BERA yapılmalıdır.Ayrıca işitmenin değerlendirilmesi i&ccedil;in otoakustik emisyon (OAE) ve &ccedil;ocuğun yaşına g&ouml;re oyun odyometrisi, odyometri, impedans, stapes refleksi yapılabilir.İşitme kaybının tayininden hemen sonra m&uuml;mk&uuml;n olan en erken d&ouml;nemde amplikasyon yapılmalıdır. &Ouml;zellikle bilateral olgularda hayatın ilk aylarından itibaren başlanması gerekir (bilateral olgularda kemik iletimli işitme cihazı). Unilateral olgularda genellikle karşı kulak normal olduğu i&ccedil;in gerekmez fakat nadiren unilateral vakalarda asmplifikasyon gerekebilir.Aural atrezili sendromik &ccedil;ocuklarda ( Treacher Collins, Crouzon, Pierre Robin, Goldenhar Send. &hellip;) cerrahi d&uuml;zeltme hen&uuml;z iyi değildir. Uzun s&uuml;reli kemik iletimli işitme cihazları kullanmaları gerekir. Bu nedenle hastalarda diğer organ ve sistemlerde anomalileri olabileceği hatırlanmalıdır. KAA&rsquo;li nonsendromik &ccedil;ocuğun işitme ve konuşma eğitimine m&uuml;mk&uuml;n olan en kısa zamanda başlanmalıdır. Yapısal anomali değerlendirilmesi i&ccedil;in radyolojik (HRCT) ve cerrahi değerlendirme 6 yaşına kadar ertelenmelidir. Konjenital kolesteatom olabilir. Schuknecht, konjenital meatal stenozlu 7 kulağın hepsinde, parsiyel atrezi ve dar kanallı 11 kulağın 3&rsquo;&uuml;, tam atrezili 50 kulağın 2&rsquo;sinde kolesteatom saptamıştır.Bu olgularda &ouml;ncelikle kolesteatom &ccedil;ıkarılır ve enfeksiyonun rezol&uuml;syonu sağlanır.</p>
<p align="justify">AURİKULA REKONSTR&Uuml;KSİYONU ZAMANI ve ATREZİPLASTİ:</p>
<p align="justify">Bilateral olgularda 5-6 yaşına kadar beklenmelidir. Bunun iki &ouml;nemli nedeni vardır.</p>
<p align="justify">I)Kartilaj greft alınan don&ouml;r (alt kostakondral b&ouml;lge) b&ouml;lgenin yeterli gelişimi ve f&uuml;zyonu gerekir.</p>
<p align="justify">II) Mastoid pnomatizasyonu gelişimi i&ccedil;indir.</p>
<p align="justify">İşitme restorasyon cerrahisi mikrotia tamirinden sonra yapılmalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; aurikulanın onarımı esnasında skatris dokusu oluşacaktır.Unilateral olgularda (karşı kulak işitmesi normal) mikrotia ve atrezi onarımı elektif bir girişimdir. Hasta koklea, vestib&uuml;ler sistem ve fasial sinire olası &ouml;nemli riskleri yeterince anlayacak yaşa ulaşıncaya kadar beklenmelidir. Fakat min&ouml;r atrezilerde ebeveynlerle g&ouml;r&uuml;ş&uuml;lerek cerrahi uygulanabilir.</p>
<p align="justify">PREOPERATİF DEĞERLENDİRME:Bilateral olgularda hayatın ilk haftasında ABR ile değerlendirme yapılıp kemik iletimli işitme cihazı ile işitme kazancı sağlanmalıdır. Radyolojik değerlendirme daha sonra yapılır (6 y). Radyolojik inceleme preoperatif d&ouml;nemde aksiel ve koronal planda HRCT&rsquo;dir. &Uuml;&ccedil; boyutlu rekonstr&uuml;ksiyon CT preop. değerlendirmede hen&uuml;z erkendir. Konjenital malformasyonlu bir kulağın cerrahi rekonstr&uuml;ksiyonu planlanırken g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemi ile 4 hususa dikkat edilir.</p>
<p align="justify">Tremporal kemiğin pn&ouml;matizasyon derecesi.</p>
<p align="justify">Fasial sinirin seyri (oval pencere ile horizontal kısmın ilişkisi ve mastoid segmentin lokalizasyonu).</p>
<p align="justify">Oval pencere ve stapes tabanı varlığı.</p>
<p align="justify">İ&ccedil; kulağın durumu.</p>
<p align="justify">Mastoid pn&ouml;matizasyonun yokluğu major inoperabilite nedenidir. Oval pencere &uuml;zerine fasial sinir prolapsusu, ossik&uuml;loplasti ve işitmenin d&uuml;zeltilmesini engelleyebilir. Şayet oval pencere yoksa lateral semisirk&uuml;ler kanal fenestrasyonu ile birlikte yapılan cerrahi veya işitme cihazı takılması endikedir. Atrezi cerrahisinde fasial sinir injurisi i&ccedil;in potansiyel vardır. Sinirin 2. genusu genellikle 120 dereceden daha keskin a&ccedil;ıya sahip olabilir ve mutad lokalizasyonundan daha lateralde yer alır. Fasial sinirin anormal seyre sahip olmadığı atrezik kulaklarda bile fasial kanal ile TME arası ve kavum timpani posterior duvarı arası mesafe daralmıştır.Mastoidin hacmini tahmin etmek i&ccedil;in mastoid tip, mevcutsa suprameatal spin (henle spini), zigomatik ark ve kondilin palpasyonu yapılır. Bu &ouml;l&ccedil;&uuml;m mastoid havalı h&uuml;creleri kullanılarak yeni kulak kanalı oluşturması i&ccedil;in faydalıdır. Cerrahiye aday hastalarda;</p>
<p align="justify">BERA veya rutin odyometri ile yeterli koklear fonksiyona sahip olmak</p>
<p align="justify">Normal izlenen i&ccedil; kulak (CT)</p>
<p align="justify">İyi gelişmiş mastoid</p>
<p align="justify">İyi bir oval pencere ve fasial sinir ilişkisi</p>
<p align="justify">Jahrsdoerfer&rsquo;in puan sistemine g&ouml;re 7 veya daha fazla puana sahip olgularda işitmenin d&uuml;zeltilmesi % 75&rsquo;den fazla ve fasial sinir riski azdır(sinir monitarizasyonu yapılanlarda risk daha da azdır). Hipogastriumdan split-thickness cilt greft ile yeni DKY oluşturulacağı hakkında hastalar bilgilendirilmelidir. Başlangı&ccedil; aşamasında sık postoperatif kontroller gerekir. Greft lateralizasyonu riski %26-28, sens&ouml;rin&ouml;ral işitme kaybı %2, fasial paralizi riski %1 dir.Diğer komplikasyonların riski diğer mastoidektomi işlemleri ile aynıdır.</p>
<p align="justify">CERRAHİ TEKNİK:</p>
<p align="justify">İlk atreziplasti teknikleri başarısız oldu &ccedil;&uuml;nk&uuml; k&ouml;t&uuml; timpanoplasti teknikleri kullanılmış, işitme restorasyonu i&ccedil;in lateral semis&uuml;rkuler kanal fenestrasyonu ilave edilmiş. Eş zamanlı olarak meatoplastideki gelişmeler atreziplastinin başarı şansını artırmıştır.Oval pencerenin konjenital yokluğunda fenestrasyon bir tercih olarak kalmasına rağmen ossik&uuml;lopastideki modern teknikler tercih edilir ve iyi sonu&ccedil;lar alınır olmuştur.</p>
<p align="justify">Endotrekeal anestezide fasial sinir monittarizasyonu yapılarak hastaya uygun pozisyon verilir. Postaurikular b&ouml;lgeye geniş bir traş yapılıp aurikula ve postaurikular alan povidon-iyot ile hazırlanır. Ayrıca alt abdomen(cilt grefti d&ouml;nor alanı) aynı şekilde hazırlanır. Preop. rutin antibiotik kullanılmaktadır. Postaurikular temporo-oksipital insizyon yapılır.Mikrotia tamiri yapılmış olgularda kostal kartilaj grefti a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarılmamalıdır. Subkutan&ouml;z doku &ouml;ne yani TME&rsquo;e doğru eleve edilir. Periosta &ldquo;T&rdquo; insizyon yapılıp mastoid korteks g&ouml;r&uuml;lecek şekilde periost yine &ouml;ne doğru eleve edilir. B&uuml;y&uuml;k bir par&ccedil;a temporal fasya grefti alınarak hazırlanır.TME eklem sahası fasial sinir veya timpanik kemiği teyit etmek i&ccedil;in eksplore edilir. Atreziplasti i&ccedil;in yapılan literat&uuml;r taramasında, anterior yaklaşım, transmastoid yaklaşım ve anterior yaklaşım modifikasyonları g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. Cerrahi yaklaşımlar arasında &ccedil;ok kuralcı ayrımlar g&ouml;rmedik ve bu yaklaşımlar tek başına veya kombine olarak kullanılabilir.</p>
<p align="justify">ANTEROİR YAKLAŞIM:</p>
<p align="justify">Eğer bir timpanik kemik kalıntısı mevcutsa yeni kulak kanalı ya ondan yada fossa dura seviyesinden başlatılır. Eğer kalıntı yoksa linea temporalis seviyesinden glenoid fossanın posteriorundan turlamaya başlanılır. Cerrah daima atretik kemikte birka&ccedil; landmark olduğunu aklında tutmalıdır. Kesici ve elmas TUR kullanılarak diseksiyon mediale ve &ouml;ne doğru ger&ccedil;ekleştirilir. Orta fossa plate ortaya konur ve epitimpaniuma y&ouml;nelinir, burada yapışık malleus başı inkus cismi izlenir. Kemik&ccedil;ikler &uuml;zerine de turlama yapılırken dikkat edilmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; inkudo-stapedial eklemin intakt olduğu var sayılıp y&uuml;ksek hızlı tur enerjisi i&ccedil; kulağa ge&ccedil;erek sens&ouml;rinoral işitme kaybına (SNİK) neden olabilir.Epitimpaniumdaki kemik&ccedil;ik kitlesi titiz bir şekilde atrezik plateden diseke edilir.Bu şekilde &ccedil;alışma ile bu yapıların medial komşuluğunda olan horizontal fasial sinir korunmuş olur. Atrezi plate mikro elmas tur ile &ccedil;ıkarılır.Kemik&ccedil;ikleri g&ouml;rmek i&ccedil;in k&uuml;rete edilir.Deforme olmasına rağmen kemik&ccedil;ik zincir tam ise yerinde bırakılır. Hastanın intakt kemik&ccedil;ik zinciri ile kemik&ccedil;ik rekonstr&uuml;ksiyonu protez kullanımına tercih edilir.Kemik&ccedil;ik zincir tam değil ise ya mobil footplate yada stapes başına total veya parsiyel protez kullanılabilir. Seyrek olarak kapalı oval pencere tur yardımıyla a&ccedil;mak gerekebilir. Yeni kulak zarının greftlenmesinden &ouml;nce protez kartilaj ile kaplanır. Bazen stapez footplatei fasial sinirin anormal seyri nedeniyle g&ouml;r&uuml;lemeye bilir. Bu durumda kemik&ccedil;ik protezleri zor ve tehlikelidir. B&ouml;yle durumda işitme restorasyonu i&ccedil;in LSSC fenestrasyonu gerekebilir veya işitme cihazı kullanılması i&ccedil;in konsey yapılır. Yeni DKY normalin 1.5 katı oluncaya kadar turlama yapılır. Fakat TME sahası ve fazla sayıda mastoid h&uuml;cre ortaya &ccedil;ıkarılmamalıdır. &Ouml;nceden hazırlanan cilt grefti don&ouml;r b&ouml;lge a&ccedil;ılır.0.012 in&ccedil; kalınlığında, 6&times;6 cm split-thickness greft Brown dermotomuyla elde edilir. Don&ouml;r b&ouml;lge hemostazı 1/100 000&rsquo; lik adrenalinli 1/100 lidokain ve trombin sol&uuml;syonlu span&ccedil; ile sargı yapılarak sağlanır. Don&ouml;r b&ouml;lge steril op-site ile kapatılır.Cilt greftinin bir kenarı 4-5 &uuml;&ccedil;gen par&ccedil;acık &ccedil;ıkarılarak zig zag g&ouml;r&uuml;n&uuml;mde kesilir.Zig zag noktalar işaretlenir(inspeksiyonu kolaylaştırmak i&ccedil;in).Cilt grefti nemli ve tespitli olarak bir kenarda tutulmalıdır.Kuru temporal fasiaya ideal olarak 20&times;15 mm ebadında oval şekil verilir.Timpanomeatal greftin lateralizasyonunu &ouml;nlemek i&ccedil;in greftin &ouml;n ve &uuml;st kısmına 3&times;6 mm&rsquo;lik k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesiler yapılır. Lateralizasyon, hastaların %22&rsquo;sinde ortaya &ccedil;ıkan, k&ouml;t&uuml; işitmeyle sonu&ccedil;lanan en yaygın sebeptir. Bu gerftleme işleminden 30 dk &ouml;nce anestezist NO&rsquo;i kesmelidir. Fasiya, kemik&ccedil;ik zincir &uuml;zerine veya protez kullanılmış ise protez &uuml;zerine kartilaj konulduktan sonra yerleştirilir. Kulak kanalı &ccedil;evresel olarak split-tickness greft ile oluşturulur. Zig zag kısım medial olarak ve kısmen de fasiya &uuml;zerine serilir. T&uuml;m DKY kemiği kapatılır. Antibiotikli, tek kat, absorbabl gelatin sponge yeni timpanomeatal fasia ve cildini yerinde tutmak i&ccedil;in kullanılır. 0.020 inc&rsquo;lik takviye silikon sheet anterior timpanomeatal a&ccedil;ıyı oluşturmak &uuml;zere greft &uuml;zerine yerleştirilir. Medial kanal duvarını paketlemek i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir par&ccedil;a merosel yerleştirilir. Normal iyileşmenin sonucu olarak &ccedil;apının %30&rsquo;u azalacak olması nedeniyle 14 mm&rsquo;lik meatus oluşturulur.Mikrotia tamiri i&ccedil;in konulan kartilajı soymaktan ve zarar vermekten ka&ccedil;ınılmalıdır. Cilt,subkutan&ouml;z doku ve kartilaj yeni meatus &uuml;zerinde 1.4 cm &ccedil;apta &ccedil;ıkarılır. Kulak d&ouml;nd&uuml;r&uuml;l&uuml;p fazla olan kanal cilt grefti uygun şekilde eksize edilir. Mastoid korteks &uuml;zerindeki periosttan, kulak kep&ccedil;esinden ve meatustan ge&ccedil;en bir veya iki absorbabl s&uuml;t&uuml;r ile stabilize edilir.5/0 Ti-Cron 6-7 s&uuml;t&uuml;r meatal cilde &ccedil;epe&ccedil;evre greft kenarına atılır. Daha sonra her bir Ti-Cron s&uuml;t&uuml;r arasından absorbabl s&uuml;t&uuml;rler(6/0 hızlı absorbabl d&uuml;z katg&uuml;t) ge&ccedil;erek bağlanır. DKY lateral kısmı ve meatus tamponlanır. Periost arkaya ve i&ccedil;e s&uuml;t&uuml;re edilir. B&ouml;ylece meatusun geniş a&ccedil;ık şekilde iyileşmesini sağlar. Postaurikular insizyon kapatılarak operasyon tamamlanır.</p>
<p align="justify">TRANSMASTOİD YAKLAŞIM:</p>
<p align="justify">10 yıldan fazla zamandır ot&ouml;rler bu y&ouml;ntemi kullanmıyorlar.Anterior yaklaşımda olduğu gibi mastoid korteks ve glenoid fossa ortaya konur. TME arkasında linea temporalis seviyesinde diseksiyon yapılır. Sino-dural a&ccedil;ı ortaya konup antrum medial olarak takip edilir. LSSK, malleus-inkus kompleksi ve atrezi plate identifiye edilir. Atrezi plate mikro tur yardımıyla &ccedil;ıkarılır. Mastoidektomi ve fasial sinir g&ouml;zlemek i&ccedil;in fasial ringi d&uuml;ş&uuml;r&uuml;l&uuml;r. Canal wall down teknik ile DKY oluşumu sağlanmış olur. Operasyonun kalan kısmı (ossikulopasti, timpanoplasti ) evvelce bahsedildiği gibidir. Sadece ek olarak geniş mastoid h&uuml;crelerin meatoplasti &ouml;ncesi kemik plate yada yumuşak doku ile obliterasyonudur.</p>
<p align="justify">MODİFİYE ANTERİOR YAKLAŞIM:</p>
<p align="justify">Kalın kemik atrezi plateli hastalarda medial diseksiyon esnasında oryantasyon zor olabilir. Bu hastalar tipik olarak birka&ccedil; hava h&uuml;cresi mevcuttur. Altta ve arkaya doğru diseksiyon sırasında yanlışlıkla karotis, lateral kanal,fasial sinir zarar g&ouml;rebilir. Başlangı&ccedil;ta posterior diseksiyon yapılarak oryantosyon sağlanır. Posterior antrotomi yalnızca sinodural a&ccedil;ıda sınırlıdır. Bu diseksiyon LSSK ve kemik&ccedil;ik kitlenin tanınması i&ccedil;in imkan tanır. Yeni DKY i&ccedil;in anterior yaklaşımdaki gibi glenoid fossanın hemen arkasından turlamaya başlanır.B&ouml;ylece intakt canal wall mastoidektomi yapılmış olur. Lateral kanal g&uuml;venli bir diseksiyon i&ccedil;in iyi bir landmark olarak kullanılır. Cerrahinin kalan kısmı evvelce bahsedildiği gibidir.</p>
<p align="justify">POSTOPERATİF BAKIM:</p>
<p align="justify">İlk postoperatif g&uuml;nde mastoid sargı a&ccedil;ılır ve steri-stripler postoperatif 7. g&uuml;nde alınır. G&uuml;nde 1-2 kez kanal meatus tamponu &uuml;zerindeki pamuk top değiştirilir. Cilt greft don&ouml;r b&ouml;lgedeki op-site en az 3 hafta yerinde kalır.Hasta 5 g&uuml;n anti-stafilokokal antibiotik alır. Cerrahiden bir hafta sonra postaurikular strips &ccedil;ıkarılır. Meatustaki s&uuml;t&uuml;rler alınır. Kabuklanmalar temizlenir ve meatus tamponu d&uuml;zeltilir. Postaurikular b&ouml;lge yıkanabilir fakat kanala su ka&ccedil;ırılmamalıdır. Postop 2. haftada merocel tamponun kurumuş kısmı &ccedil;ıkarılır Meatusa antibiotikle ıslatılmış gelatin sponge yeniden konulur. Hastaya DKY&rsquo; daki tamponu g&uuml;nde iki kez antibiotik damlatması &ouml;ğretilir. Bu zaman zarfında op-site kaldırılır.Don&ouml;r b&ouml;lge başlangı&ccedil; iyileşme aşaması tamamlamıştır. Postop 3. haftada jelatin sponge ve silikon sheet &ccedil;ıkarılır. Hasta 8-12 hafta damlayı kullanmaya devam eder. İlk postop odyogram 6-8 hafta yapılır. Bu d&ouml;nemde konulan spongellerin tama yakını kaybolmuş ve kanal iyileşmiştir. Odyogramlar 6 ayda bir ve daha sonra yılda bir tekrar edilir.</p>
<p align="justify">SONU&Ccedil;LAR:</p>
<p align="justify">House kulak kliniğinde De La Cruz ve arkadaşları 239 hastanın 302 atrezik kulakları incelendi. Vakaların t&uuml;m&uuml; Altmann klasifikasyon modifikasyonu De La Cruz&rsquo;un kullandığı min&ouml;r ve major kriterlere g&ouml;re sınıflandırıldı. Hastaların 141&rsquo;i (%59) erkekti,169 unilateral olgunun 108&rsquo;i (%64) sağ kulaktı. 70 vaka unilateraldi. 30 hastada eşlik eden diğer anomali; yarık damak (%5), treacher collins (%6), mondini&rsquo;s i&ccedil; kulak deformitesi(%7), stenotik internal audituar kanal (%1) ve ipsilateral fasial anomali(%11) idi. Cerrahi &ouml;ncesi iki iştmeyen kulak vardı. Unilateral olguların 5&rsquo;inde normal g&ouml;r&uuml;len kulakta hem işitmiyor hem de kolesteatom mevcuttu.9 atrezik kulakta kolesteatom mevcuttu,&ccedil;oğunlukla atrezik plate&rsquo;in lateralinde idi. 65 kulağa primer atreziplasti yapıldı.İşitme sonu&ccedil;ları &ccedil;ok iyi idi. %16 10 db&rsquo; den az, %53&rsquo;&uuml; 20 db&rsquo;in altında, %73&rsquo;&uuml; 30 db&rsquo;in altında iletim defektine sahipti. Bir vakada y&uuml;ksek frekans SNİK gelişti fakat d&uuml;ş&uuml;k frekanslar iyiydi. LSSK yapılan bir vakada total işitme kaybı gelişti. 6 k&ouml;t&uuml; pnomatize atrezik kulak ise işitme restorasyonu yapılmadan kulak kapatıldı. Postop fasial paralizi olmadı. Fakat başka yerde opere olmuş 18 olgunun ikisinde fasial paralizi g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. %14 kolesteatom vardı. 20 vakada revizyon cerrahisine ihtiya&ccedil; duyuldu. En sık neden TM lateralizasyonu ( 14 vaka %22) idi. Cerrahi sonrası ilk 12 ay i&ccedil;inde vukubulur. 5 hastada kanal stenozu geliştiği i&ccedil;in tekrar opere edildi. Diğer bir neden ise inat&ccedil;ı akıntı idi. 20 vakanın 18&rsquo;i (5&rsquo;i stenozlu) başlangı&ccedil;ta full-thickness greft kullanılmış idi. Split-thickness cilt grefti stenoz ve revizyon cerrahisi insidansını azalttı. Revizyon cerrahisini takiben işitme sonu&ccedil;ları &ccedil;ok iyiydi. %10 air-bone gap 10 db altına inmiş. %60 20 db&rsquo;in altına inmişti. Bir hastada oval pencere yokluğuna bağlı tur kullanılmasını takiben dertin SNİK izlendi.</p>
<p align="justify">Molony ve De La Cruz 1984-1988 arasında House kulak kliniğinde 24 atreziplastiyi incelediler. Anterior yaklaşım %79, transmastoid yaklaşım ise %60 başarı oranına sahipti.</p>
<p align="justify">KOMPLİKASYONLAR:</p>
<p align="justify">Atreziplasti komplikasyonları;</p>
<p align="justify">%26 timpanik membran lateralizasyonu</p>
<p align="justify">%8 DKY stenozu</p>
<p align="justify">%2 SNİK</p>
<p align="justify">%1 fasial paralizi</p>
<p align="justify">Lateralizasyonu azaltmak i&ccedil;in greft yerleştirilmeden 30 dk &ouml;nce NO gazı kesilmeli, tablar hipotimpaniuma ve epitimpaniuma yerleştirilmeli, anterior timpanomeatal a&ccedil;ı sağlamak ve greftin pozisyonunu korumak i&ccedil;in silikon sheeet kullanılmalıdır. Lateralizasyonun takibi i&ccedil;in hastalar 12-16 ay takip edilmelidir. Geniş split-thicknes cilt grefti kullanarak stenoz insidansı azaltılır. Sık sık meatusun inspeksiyonu ve erken merosel tampon uygulanması reoperasyonu engelleyebilir. Enfeksiyonun erken tanınması ve tedavisi bu a&ccedil;ıdan &ouml;nemlidir. Daha iyi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme teknikleri ile birlikte oval pencere problemleri preop g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilir. İntraoperatif fasial sinirin elektromyografik monit&ouml;rizasyonu fasial injuri riskini azaltır.</p>
<p align="justify">ALTERNATİF TEKNİKLER:</p>
<p align="justify">6 yaşında bilateral olgularda y&uuml;ksek cerrahi riski durumunda kemik iletimli, işitme cihazı ile kullanılmaya devam edilir.İşitme cihazları implante edilebilir. Fakat &ccedil;ocuklarda &ouml;nerilmemektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; cerrahi skarlaşma ve gelecekte aurikular rekonstr&uuml;ksiyon i&ccedil;in vask&uuml;ler planlarda bozulmaya yol a&ccedil;abilir.Klinik kullanımda iki tip kemik implantabl işitme cihazı (BAHA) vardır. BAHA cerrahisi 3-4 ay ara ile yapılan iki aşamalı cerrahiden oluşur. Bu implantasyon cerrahisi tek aşamaya indirmek i&ccedil;in &ccedil;alışmalar vardır. BAHA kemik yolu eşiği 45 ve daha iyi olan hastalarda %90 d&uuml;zelme sağlar.</p>
<p align="justify">&Ouml;ZET:</p>
<p align="justify">KAA tedavisi zor olan bir problemdir. Erken tanınıp, amplifikasyonu yapılmalı ve konuşma_dil eğitimi bilateral olgularda &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Operasyona aday olgular i&ccedil;in radyolojik ve klinik kriterler hem estetik hemde fonksiyonel başarı i&ccedil;in &ouml;nemlidir. İşitmede iyi sonu&ccedil; elde etmek i&ccedil;in, cerrahinin risk ve sonu&ccedil;ları i&ccedil;in hastalar min&ouml;r ve major malformasyon olarak sınıflandırılmalı. Cerrahiden iyi bir sonu&ccedil; almak i&ccedil;in postop takipler şarttır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/konjenital-aural-atrezi.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Androjenler Ve Ankilozan Spondilit</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/androjenler-ve-ankilozan-spondilit.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/androjenler-ve-ankilozan-spondilit.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jul 2007 19:54:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Saglik</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/androjenler-ve-ankilozan-spondilit.html</guid>
		<description><![CDATA[Androjenler ve Ankilozan Spondilit : Patogenezde bir rol&#252; var mı ?: Ankilozan spondilitin (AS) g&#246;r&#252;lme sıklığı ve ciddiyeti, erkeklerde baskınlık g&#246;sterir ve androjenik steroidler, bu rahatsızlığın etyolojisinde itham edilmişlerdir. Bazı raporlar, serum androjen seviyelerinin, kontrollere g&#246;re AS&#8217;li hastalarda &#246;strojen seviyelerine bağlı olarak hafif&#231;e y&#252;kseldiğini g&#246;stermiştir. 

&#160;
Fakat, daha yakın ge&#231;mişteki &#231;alışmalarda serum testosteron, 17 &#8211; beta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Androjenler ve Ankilozan Spondilit : Patogenezde bir rol&uuml; var mı ?: Ankilozan spondilitin (AS) g&ouml;r&uuml;lme sıklığı ve ciddiyeti, erkeklerde baskınlık g&ouml;sterir ve androjenik steroidler, bu rahatsızlığın etyolojisinde itham edilmişlerdir. Bazı raporlar, serum androjen seviyelerinin, kontrollere g&ouml;re AS&rsquo;li hastalarda &ouml;strojen seviyelerine bağlı olarak hafif&ccedil;e y&uuml;kseldiğini g&ouml;stermiştir. </p>
<p><a id="more-2108"></a></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">Fakat, daha yakın ge&ccedil;mişteki &ccedil;alışmalarda serum testosteron, 17 &ndash; beta progesteron ve androstenediyon seviyeleri, AS hastaları ve kontroller arasında belirgin derecede bir farklılık g&ouml;stermemiştir. Ayrıca, doğrudan serumdan &ouml;l&ccedil;&uuml;len testosteron seviyeleri, &ouml;zellikle fenilb&uuml;tazon kullanan hastalarda yanıltıcı bir şekilde artabilir. AS&rsquo;li hastalarda adrenal steroidlerin, 17 &ndash; alfa hidroksiprogesteronun ve dehidroepiandrosteronun (DHEA) serum seviyelerinde artış tesbit edilmiştir. Bu artışlar, kısmen 11 &ndash; beta ve 21 &ndash; hidroksilaz eksiklikleriyle a&ccedil;ıklanabilir, fakat genişleyen bir stres cevabına da bağlı olabilir. Hayvanlar ve insanlar &uuml;zerinde yapılan &ccedil;alışmalar kadar in vitro &ccedil;alışmalar da, DHEA&rsquo;nın AS&rsquo;nin patogenezinde rol oynayabilecek h&uuml;cre aracılı imm&uuml;n cevabı artırdığını ve 17 &ndash; beta &ouml;stradiol&uuml;n ve progesteronun bunu engellediğini g&ouml;stermektedir. Kadın hastalara ağızdan &ouml;strojen tedavisi ve AS&rsquo;li erkek hastalara hCG enjeksiyonu, 17 &ndash; beta &ouml;stradiol / testosteron oranını artırmıştır ve orta dereceli bir klinik ilerlemeyle neticelenmiştir. Sonu&ccedil;ta, ankilozan spondilitli hastalarda serum testosteron seviyeleri y&uuml;kselmemiştir. Dolayısıyla, testosteronun uzun d&ouml;nemli ankilozan spondilitin devam etmesinde muhtemelen bir rol&uuml; yoktur ve antiandrojenik tedavi i&ccedil;in bir destek sağlamaz. Fakat kesitsel vaka kontrol &ccedil;alışmaları, &ouml;zellikle de kan &ouml;rneklemesi AS&rsquo;nin ortaya &ccedil;ıkmasından yıllar sonra yapılmışsa, etyolojik fakt&ouml;rleri ikincil fakt&ouml;rlerden ayırt edemez. Neticede, cinsiyet steroidlerinin patogenezdeki rol&uuml;, h&acirc;len yeterince a&ccedil;ıklanmamıştır.</p>
<p align="justify" />
<p align="justify"><strong>Giriş :</strong></p>
<p align="justify">Ankilozan spondilit (AS), &ouml;ncelikli olarak sakroiliyak eklemleri ve omurgayı etkileyen kronik enflamatuvar bir hasatalıktır. Sıklıkla, &ccedil;evresel eklemlerin simetrik olmayan artritiyle ve anteriyor uveitisle birliktedir. AS, aynı zamanda ps&ouml;riyatik artritin ve enflamatuvar barsak hastalığındaki sakroiliitin bir alt k&uuml;mesi olan reaktif artriti de i&ccedil;eren spondiloartropatiler grubuna aittir. AS&rsquo;de, olduk&ccedil;a fazla bir erkek &ccedil;oğunluğu vardır ve ciddiyeti, erkeklerde daha fazla a&ccedil;ığa &ccedil;ıkma eğilimindedir. MHC &ndash; Sınıf 1 molek&uuml;l&uuml; olan HLA &ndash; B27, diğer ırsi fakt&ouml;rler, &ccedil;evresel etkiler ve bakteriyel enfeksiyon da, AS&rsquo;nin patogenezinde rol oynar gibi g&ouml;r&uuml;nmekle birlikte, bunlar cinsiyetler arasındaki &ccedil;arpık dağılımı hen&uuml;z a&ccedil;ıklamamaktadır. AS erkekleri &ccedil;ok daha sık ve kadınlardan daha ciddi etkilediği i&ccedil;in, (testosteron, 5 &ndash; alfa dihidrotestosteron, androstenediyon, DHEA ve DHEAS gibi) androjenlerin erkeklerdeki ve belki de kadınlardaki patogenezle bağlantılı olduğu &ouml;ne s&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Kadınlarda, adrenal korteks androjenlerin &ouml;nemli bir kaynağıdır. DHEA ve s&uuml;lfatlanmış konj&uuml;gesi olan DHEAS, hem erkek ve hem de kadın yetişkinlerde en fazla bulunan androjenik adrenal steroidlerdir. DHEA, zayıf androjenik etkinlikten sorumludur ve testosteron ve 17 &ndash; beta &ouml;stradiol i&ccedil;in bir &ouml;nc&uuml;l olarak g&ouml;rev yapar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/androjenler-ve-ankilozan-spondilit.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Vertigonun Cerrahi Tedavisi</title>
		<link>http://saglik.e-nedir.com/vertigonun-cerrahi-tedavisi.html</link>
		<comments>http://saglik.e-nedir.com/vertigonun-cerrahi-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jul 2007 19:53:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
	<category>Saglik</category>
		<guid isPermaLink="false">http://saglik.e-nedir.com/vertigonun-cerrahi-tedavisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Vertigo, &#231;ok rahatsızlık verebilecek, hastayı sakat konumuna getirebilecek bir semptom olarak karşımıza &#231;ıkabilir. Hasta, bunun her ne şekilde olursa olsun ortadan kaldırılmasını isteyebilir.


&#160;
Vertigonun tedavisi i&#231;in herhangi bir cerrahi yaklaşımdan &#246;nce d&#252;ş&#252;n&#252;lmesi gereken &#246;nemli prensipler vardır;
1- Vertigoya neden olan tanının doğrulanmaya ihtiyacı vardır.
2- Denge problemli hastaların b&#252;y&#252;k &#231;oğunluğu konservatif medikal tedavi ile başarılı bir şekilde tedavi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Vertigo, &ccedil;ok rahatsızlık verebilecek, hastayı sakat konumuna getirebilecek bir semptom olarak karşımıza &ccedil;ıkabilir. Hasta, bunun her ne şekilde olursa olsun ortadan kaldırılmasını isteyebilir.</p>
<p><a id="more-2107"></a></p>
<p align="justify" />
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">Vertigonun tedavisi i&ccedil;in herhangi bir cerrahi yaklaşımdan &ouml;nce d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi gereken &ouml;nemli prensipler vardır;</p>
<p align="justify">1- Vertigoya neden olan tanının doğrulanmaya ihtiyacı vardır.</p>
<p align="justify">2- Denge problemli hastaların b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu konservatif medikal tedavi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler.</p>
<p align="justify">3- Cerrahi girişimlerin riskleri ve alternatiflerinden yaklaşımlara kadar hastaya herşey anlatılmalıdır.</p>
<p align="justify"><strong>VERTİGOYA NEDEN OLAN DURUMLAR</strong></p>
<p align="justify">Pragmatik temelde, cerrahi yaklaşım gerektiren vertigoya neden olan durumları orta kulakta, i&ccedil; kulak veya internal akustik kanalda lokalize ederek sınıflandırabiliriz. Bunlardan başka tedavisinde cerrahinin de yeri olan vertebrobaziler yetmezlik, Subclavian Steel Sendromu gibi durumlar da vardır. Benzer şekilde epilepsinin vertijin&ouml;z aurası bazen serebral korteksdeki irritatif odağın eksize edilmesi şeklinde tedavi edilmeye &ccedil;alışılmaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>ORTA KULAKTAN KAYNAKLANAN VERTİJİN&Ouml;Z DURUMLAR</strong></p>
<p align="justify"><strong>SER&Ouml;Z LABİRENTİTİS:</strong></p>
<p align="justify">Schuknecht (1974), i&ccedil; kulağın bakteriyel invazyonu olmadan otik veya menenjitik enfeksiyonun neden olduğu labirent irritasyonunda ortaya &ccedil;ıkan bu hastalığı tanımlamıştır. Bunun toksik maddelerin yuvarlak ve oval pencereden ge&ccedil;erek i&ccedil; kulağı etkilemeleri yoluyla olması muhtemeldir.</p>
<p align="justify">Eğer bombe ve enflame zar ile birlikte vertigo varsa geniş miringotomi yapmak gereklidir. Orta kulak i&ccedil;eriğine k&uuml;lt&uuml;r-antibiyogram yapılmalıdır. Ser&ouml;z labirentit, s&uuml;pp&uuml;ratif labirentitin tersine labirent irritasyonuna neden olur ve b&ouml;ylece nistagmusun y&ouml;n&uuml; etkilenen kulağa doğrudur. Pratikte nistagmusun y&ouml;n&uuml; sıklıkla net değildir.</p>
<p align="justify"><strong>SUPPURATİF LABİRENTİTİS:</strong></p>
<p align="justify">Bu durumda, bakteri, orta kulak veya menenksden i&ccedil; kulağa ge&ccedil;er. Başlangı&ccedil;ta i&ccedil; kulak i&ccedil;eriği bakteri ve l&ouml;kositlerdir, fakat olay fibroblastik proliferasyona doğru devam edebilir ve hatta labirentte yeni kemik formasyonu olabilir. Hasta, şiddetli vertigolu ve tutulan kulak da sağır hale gelir. Teorik olarak nistagmus paralitiktir ve tutulan kulaktan karşı kulağa doğrudur, fakat pratikte bu kadar net olmayabilir. Y&uuml;ksek doz antibiyotik kullanılmalı ve geniş miringotomi yapılmalıdır.</p>
<p align="justify"><strong>KOLESTEATOMA:</strong></p>
<p align="justify">Kolesteatom, i&ccedil; kulak kemik kaps&uuml;l&uuml;n&uuml; erode etmesi ve perilenf fist&uuml;l&uuml; oluşturmasıyla vertigoya neden olabilir. Lateral semisirk&uuml;ler kanal en sık etkilenen b&ouml;lgedir, ama diğer b&ouml;lgeler de etkilenebilir. Otoskopide pozitif fist&uuml;l testi bulunur. Zorlanma, hapşırma ve ani baş hareketleri gibi aktiviteler fist&uuml;ll&uuml; hastada vertigoyu &ouml;n plana &ccedil;ıkarabilir. Tullio fenomeni karakteristiktir. Kolesteatomat&ouml;z fist&uuml;l ser&ouml;z veya suppuratif labirentit gelişiminde bakterilerin giriş b&ouml;lgesi olabilir.</p>
<p align="justify">Cerrahi prensip ve teknikler kolesteatomun tedavisine y&ouml;neliktir.</p>
<p align="justify"><strong>PERİLENFATİK FİST&Uuml;L: YUVARLAK veya OVAL PENCERE R&Uuml;PT&Uuml;R&Uuml;:</strong></p>
<p align="justify">Pencere r&uuml;pt&uuml;r&uuml;, basın&ccedil; değişikliklerine bağlı meydana gelebilir. Bu değişiklikler i&ccedil;e doğru (dalma yada u&ccedil;ma) veya dışa doğru (zorlanma veya hapşırma ile birlikte) olabilir. R&uuml;pt&uuml;r kafa travması sonrası da oluşabilir. Hastalarda ani işitme kaybı ve vertigo g&ouml;zlenir. Hastanın hikayesinde bu etyolojiler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yor ise eksploratris timpanotomi yapılır. Fist&uuml;l idantifiye edilirse bağ dokusu grefti ile onarılır.</p>
<p align="justify"><strong>STAPESİN SUBLUKSASYONU:</strong></p>
<p align="justify">Timpanik Membranın travmatik perforasyonları pamuklu &ccedil;ubuklar, sa&ccedil; tokaları gibi dış kulak yoluna sokulan cisimlerle kaza sonucu oluşabilir. Bu yaralanmalarda k&uuml;&ccedil;&uuml;k oranda kemik&ccedil;ik zincir de etkilenebilir, stapes ventik&uuml;le doğru sublukse olabilir. Acil stapedektomi yapılmalı, stapes nazik&ccedil;e &ccedil;ekilerek normal pozisyonuna getirilmelidir.</p>
<p align="justify"><strong>OTOSKLEROZ:</strong></p>
<p align="justify">Vertigo meydana getirebilen otoskleroz ile birlikte bulunan &ccedil;eşitli durumlar vardır.</p>
<p align="justify"><strong>-Post-Stapedektomi gran&uuml;lomu</strong></p>
<p align="justify">Gran&uuml;lomlar oval pencerenin kapatılmasında gelfoam veya diğer graftlerin kullanımı ile birliktedir. Tedavisi gran&uuml;lomun &ccedil;ıkarılması ve yerine bağ dokusu graftinin konulmasıdır. Post-stapedektomi gran&uuml;lomu g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yaygın değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; oval pencerenin &ouml;rt&uuml;lmesi i&ccedil;in gelfoam yaygın olarak kullanılmamaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>-Post-Stapedektomi fist&uuml;l</strong></p>
<p align="justify">Stapedektomi yapılan bir hastada fluktuan işitme kaybı ve vertigo gelişirse etyolojisi post-stapedektomi fist&uuml;ld&uuml;r. Bu fist&uuml;l ya ameliyat sonrası erken d&ouml;nemde yada bir s&uuml;re sonra ortaya &ccedil;ıkabilir. Fist&uuml;l insidansı protezin tipine ve oval pencereyi &ouml;rtme tipine bağlı olarak değişir. Lokal anestezi altında oval pencere eksplore edilir ve protez &ccedil;ıkarılabilirse oval pencere bağ dokusu protezi ile kapatılır ve yeni protez yerleştirilir. Laser kullanımı ile revizyon stapedektomi daha kolay yapılır.</p>
<p align="justify"><strong>-Otosklerotik i&ccedil; kulak sendromu</strong></p>
<p align="justify">Otoskleroz ile birlikte bulunan vertigo 1966 yılında otosklerotik i&ccedil; kulak sendromu olarak tanımlanmıştır. Otosklerozun neden olduğu vertigonuna oluşum mekanizması a&ccedil;ıklanamamıştır. Ancak stapedektomi yapılması hastaların &ccedil;oğunda vertigoyu ortadan kaldırmış yada kabul edilebilir d&uuml;zeye indirmiştir.</p>
<p align="justify"><strong>-Otosklerozis ve Endolenfatik hidrops</strong></p>
<p align="justify">Sismanis ve a&ccedil;ık (1986) Otoskleroz ile Endolenfatik hidropsun birlikte bulunabileceğini bildirmişlerdir. Bu hastalarda Paparella, &ldquo;Cody &Ccedil;ivisi&rdquo; prensibinin modifikasyonuyla stapedektomi uygulamaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>İ&Ccedil; KULAKTAN KAYNAKLANAN DURUMLAR</strong></p>
<p align="justify"><strong>Pozisyonel vertigo:</strong></p>
<p align="justify">Bu durum olan hastalarin başları belli bir pozisyona getirildiklerinde vertigo başlar. Vertigo, Dix Hallpike testiyle ortaya &ccedil;ıkarılabilir. Schuknecht ve Puby bu tip vertigoyu dejenere olmuş otolitlerin kupula ve posterior semisirk&uuml;ler kanala yapışmaları sonucunda oluştuğu &uuml;zerinde durmuş ve Kupulolitiazis olarak adlandırımışlardır. Gacek (1974) posterior ampullar sinirin kesilmesini ve bu teknikle Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo&rsquo;nun iyi olduğunu vurgulamıştır. Moller ve ark. (1986) 21 hastada 8.sinirin mikrovask&uuml;ler dekompresyonu sonrasında 16 hastanın semptomlarının ortadan kalktığını, hi&ccedil; bir hastada işitme kaybının gelişmediğini bildirmişlerdir.</p>
<p align="justify"><strong>MENIERE HASTALIĞI:</strong></p>
<p align="justify">Meniere hastalığı ilk kez 1861&prime;de Prosper Meniere tarafından tanımlanmıştır. Meniere Hastalığı, epizodik vertigo, fluktuan n&ouml;rosensoriyal işitme kaybı ve tinnitus&rsquo;u i&ccedil;eren klasik triadından oluşur. Bunlara genellikle tutulan kulakta dolgunluk hissi eşlik eder. Hastalar bazen bu klasik semptomlara sahip olmadan atipik semptomlarla bulunabilir. Vestib&uuml;ler Meniere Hastalığı olan hastalarda yalnız vertigo olabileceği gibi koklear Meniere Hastalığı&rsquo;nda da yalnız işitme kaybı bulunabilir. Diğer semptomlar hastalığın seyri sırasında ortaya &ccedil;ıkabilirler ya da hi&ccedil;biri olmayabilir. 1938&prime;de Hallpike ve Cairns, Meniere Hastalığı tedavisi i&ccedil;in yapılan 8.sinir kesisinde ortaya &ccedil;ıkan komplikasyonlarda &ouml;len 2 hastanın temporal kemiklerinde endolenfatik hidrops oldu?unu tespit etmişlerdir.</p>
<p align="justify"><strong>MENIERE HASTALIĞI TEDAVİSİ İ&Ccedil;İN CERRAHİ Y&Ouml;NTEM SE&Ccedil;İMİ</strong></p>
<p align="justify">Eğer medikal tedaviye rağmen vertigo n&ouml;betleri devam ediyorsa cerrahi se&ccedil;enekler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Hastanın psikolojik yaşı, mesleği ve yaşam tarzı ile bağlantılı olarak atakların sıklık ve şiddeti değerlendirilmelidir. &Ouml;rneğin &ccedil;alışmaya ihtiyacı olan gen&ccedil; hasta i&ccedil;in cerrahi se&ccedil;enek, yaşlı ve emekli bir kişiye g&ouml;re daha avantajlı bir se&ccedil;enek olabilir.</p>
<p align="justify">İşitme de Meniere i&ccedil;in cerrahi tedavi se&ccedil;eneklerin se&ccedil;iminde &ouml;nemli bir fakt&ouml;rd&uuml;r. Hastalıklı kulakta 60 dB den iyi işitme eşiği ve %50 diskriminasyon işitmenin korunması i&ccedil;in yeterli verilerdir. Ancak diğer kulak &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; ise hastalıklı kulakta kalan işitme fonksiyonu korunmaya &ccedil;alışılır.</p>
<p align="justify"><strong>Tedaviye diren&ccedil;li Meniere Hastalığı&rsquo;nın Cerrahi tedavisi:</strong></p>
<p align="justify"><strong>I-Konservatif yaklaşımlar (işitme korunan)</strong></p>
<p align="justify"><strong>A-Ekstralabirentin</strong></p>
<p align="justify"><strong>1-Endolenfatik sac genişletilmesi</strong></p>
<p align="justify"><strong>2-Endolenfatik sac revizyonu</strong></p>
<p align="justify"><strong>3-Sempatektomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>B-Labirentin invaziv</strong></p>
<p align="justify"><strong>1-Sakkulotomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>2-Kokleosakkulotomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>3-Stapedektomi-sakkulotimi</strong></p>
<p align="justify"><strong>II-Kısmi destr&uuml;ktif yaklaşımlar (işitme korunan)</strong></p>
<p align="justify"><strong>A-Vestib&uuml;ler sinir kesisi</strong></p>
<p align="justify"><strong>1-Orta fossa yaklaşımı</strong></p>
<p align="justify"><strong>2-Retrolabirentin yaklaşım</strong></p>
<p align="justify"><strong>3-Retrosigmoid yaklaşım</strong></p>
<p align="justify"><strong>B-Singular n&ouml;rektomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>C-Labiretin ultrasonik irradyasyonu</strong></p>
<p align="justify"><strong>D-Kriyocerrahi</strong></p>
<p align="justify"><strong>E-Eksploratuar timpanotomi ile medikal ablasyon</strong></p>
<p align="justify"><strong>III-Destr&uuml;ktif labirentektomiler (işitmenin harap edildiği)</strong></p>
<p align="justify"><strong>A-Transtimpanik</strong></p>
<p align="justify"><strong>1-Oval pencereye uzanan labirentektomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>2-Transkanal labirentektomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>3-Transmeatal labirentektomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>B-Transmastoid</strong></p>
<p align="justify"><strong>1-Transmastoid labirentektomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>2-Translabirentin vestib&uuml;ler sinir kesisi</strong></p>
<p align="justify"><strong>3-Horizontal kanal labirentektomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>C-Orta fossa yoluyla labirentektomi</strong></p>
<p align="justify"><strong>KONSERVATİF PROSED&Uuml;RLER</strong></p>
<p align="justify"><strong>ENDOLENFATİK SAK CERRAHİSİ:</strong></p>
<p align="justify">Portmann&rsquo;ın ilk yaklaşımında &ccedil;eki&ccedil;-guj kullanılmış ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bist&uuml;ri ile ES&rsquo;ı insize etmiştir. 1965&prime;de Portmann, onun yaklaşımıyla vertijin&ouml;z semptomların uzun s&uuml;reli kontrol&uuml;nde m&uuml;kemmel sonu&ccedil;lar bildirilmiştir. Operasyon mikroskopu ve modern otolojik teknikler Portmann Operasyonunun daha emniyetli yapmıştır. Saktan drenaj konseptini House g&ouml;zen ge&ccedil;irmiştir. House&rsquo;un tekniğinde sakkın i&ccedil; duvarı &ccedil;ok iyi şekilde insize edildi. Endolenfatik sak ve subaraknoid boşluk arasında komunikasyon sağlandı ve bu a&ccedil;ıklığın devamlılığı i&ccedil;in araya teflon t&uuml;p yerleştirildi. House&rsquo;un tekniğinde erken d&ouml;nemde memnunluk verici sonu&ccedil;lar g&ouml;sterildi b&ouml;ylece basit drenajdan vazge&ccedil;ildi.</p>
<p align="justify">Natio (1962) sakın i&ccedil;i ile subaraknoid boşluk arasında kalıcı şant oluşturdu. Shea (1966), sak ile mastoid kavite arasına yerleştirildiği teflon t&uuml;p ile aldığı sonu&ccedil;ların y&uuml;z g&uuml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; olduğunu rapor etmiştir. Plestreni tekniği (1972) sakka geniş insizon ve i&ccedil;ine &uuml;&ccedil;gen şeklinde silastik yerleştirilmesi ve sakkın serbest kan grefti ile &ouml;rt&uuml;lmesini i&ccedil;ermektedir.</p>
<p align="justify">ilk i&ccedil; kulak valvleri 1975&prime;de implante edildi ve 1976&prime;da Isve&ccedil;ten Stahle ve &ccedil;alışma arkadaşları ve ABD&rsquo;dan Arenberg kendi geliştirdikleri tek y&ouml;nl&uuml; valvi endolenfatik sak i&ccedil;inden mastoide uzanan silastik materyali yerleştirdiler. Morrison (1975) kapiller endolenfatik şantı geniş hastaserileri ile popularize etmiştir. Paparella ve Hanson (1976), posterior semisirk&uuml;ler kanal&rsquo;ın skletenizasyonundan ka&ccedil;ınarak duranın geniş exposuru ve T-t&uuml;p ile sakkın drenajını i&ccedil;eren kendi metodlarını tanımlamışlardır. Kitahara (1985)&rsquo;nyn drenaj metodu mastoidin tabanında endolenfatik sakkın a&ccedil;ılması, sakkın lateral duvarının geriye kıvrılması ve l&uuml;meni i&ccedil;ine gelfoam yerleştirilmesidir.</p>
<p align="justify">1987&prime;de Brackmann endolenfatik sak-subaraknoid şant ve endolenfatik sak-mastoid şant girişimlerinin sonu&ccedil;ları arasında istatistiksel fark olmadığın rapor etmiştir. Bretlac ve ark. (1980-81) yaptıkları &ccedil;ift k&uuml;r &ccedil;alışmada endolenfatik şant operasyonu ile plarebo operasyon (mastoidektomi) karşılaştırıldığında şant grubunda plasebo grubuna oranla daha b&uuml;y&uuml;k iyileşmeler olduğu rapor edilmiştir.</p>
<p align="justify">Portmann, 1927 yılında endolenfatik sak cerrahisini Menierelilerde vertigoyu azaltmak i&ccedil;in &ouml;nermiştir. Değişik dekompresyon teknikleri ES-Subaraknoid şant, ES-mastoid şant ve ES&rsquo;ın geniş kemik dekompresyonunu i&ccedil;erir.</p>
<p align="justify">Gardner, 130 hastada ES-Subaraknoid şunt uygulamış ve hastaların %82 sinde vertigoyu kontrol altına almıştır. Serisinde %4 oranında belirgin perioperatif NSİK oluşmuş.</p>
<p align="justify">Brackmann ve Nissen 193 ES-Mastoid şant yapılmış hastayı incelediklerinde 5 yıl sonunda %44 hasta vertigodan tamamen kurtulmuş, %18 hasta yeterli iyileşme, %9 sınırlı iyileşme olduğunu g&ouml;rm&uuml;şlerdir. Bu operasyonlar sonrasında işitmede iyileşme %24, aynı kalması %38, k&ouml;t&uuml;leşmesi %36 oranında bulunmuştur. %1 oranında derin NSİK insidansı tespit etmişlerdir.</p>
<p align="justify">Graham ve Kemink, 48 klasik Meniere hastasını ES&rsquo;ın geniş kemik dekompresyonu sonrası izlemişler. Hastaların %71&rsquo;inde vertigonun kontrolu tam ya da kısmi olarak bulunmuştur. %10&rsquo;unda sınırlı iyileşme olmuş, %19&rsquo;unda ise değişiklik olmamıştır.</p>
<p align="justify">Kartush ve La Rouere, sigmoid sin&uuml;s, juguler bulb, posterior fossa durası ve ES&rsquo;ın geniş kemik dekompresyonu sonrası 2 yıl boyunca 35 hastanın 37 kulağını prospektif olarak takip etmişler ve vertigonun tam yada kısmi kontrolunun %82 olguda olduğunu tespit etmişlerdir.</p>
<p align="justify">ES cerrahisinin bir&ccedil;ok hastada (%60-88) yarar sağladığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bir&ccedil;ok otolojist bu non-destr&uuml;ktif cerrahinin medikal tedaviye yanıt vermemiş Meniereli hastalarda se&ccedil;ilecek prosed&uuml;r olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmektedirler.</p>
<p align="justify"><strong>ENDOLENFATİK SAK DEKOMPRESYONU: &nbsp;</strong></p>
<p align="justify">Eğer Meniere Hastalığı medikal tedaviye rağmen inat&ccedil;ı hale gelirse ESE d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Bu prosed&uuml;r&uuml;n temporal kemikte &ccedil;ok az komplikasyonu vardır ve daha &ouml;nceden yapılmış bir intrakranial operasyon komplikasyon riskini artırabilir.</p>
<p align="justify">Bu operasyon tekniğinde Paparella ve a&ccedil;ık, vertigo veya vestib&uuml;ler atağın %90 oranında iyileştiğini, vertigo veya vestib&uuml;ler atağın %70 oranında ortadan kalktığını, %90 oranında işitmenin korunduğunu, %30-40 oranında işitmenin iyileştiğini, sağırlık riskinin %2 olduğunu ve bu riskin aditus blokajı ve yara enfeksiyonu ile ilişkili olduğunu vurgulamışlardır.</p>
<p align="justify"><strong>Cerrahi Teknik</strong></p>
<p align="justify">1-Retroauriculer sulkusa 2.5 cm mesafeden cilt insizyonu periostun dikd&ouml;rtgen şeklinde flap kaldırılması.</p>
<p align="justify">2-Komplet simple mastoidektomi yapılır ve aditus genişletilir. İnkusa daima g&ouml;r&uuml;ş sağlanır. Aditus ad antrum malleusun başı g&ouml;r&uuml;lecek şekilde genişletilir. Tegmen mastoideum ve mastoid tip&rsquo;e g&ouml;r&uuml;ş sağları, kanalın posterior kemik duvarı inceltilir, horizontal semisirk&uuml;ler kanal&rsquo;ın tepesinden aşağıda kesinlikle dril kullanılmaz. Bunların amacı iyi bir g&ouml;r&uuml;ş kazanmak, daha sonra gerekebilecek &ouml;l&ccedil;&uuml;mler i&ccedil;in inkus ve horizontal semisirk&uuml;ler kanal&rsquo;ı oryantasyon i&ccedil;in kullanmaktadır. Aditusun genişletilmesi orta kulak ve mastoid oranında gelişecek drenaj ve hava transferinde yardımcı olur ve post-op aditus blokajı oluşmamasında yardımcı olur.</p>
<p align="justify">3-Fenestrometre kullanılarak fossa incudisten 10 mm boyunca horizontal semisirk&uuml;ler kanal aksisine ve linea temporalisten 12 mm (yaklaşık 45 ) &ouml;l&ccedil;&uuml;m yapılır. Kanalları i&ccedil;eren bu solid alan korunur.</p>
<p align="justify">4-Lateral sin&uuml;s skletonize edilir. Trautmann &uuml;&ccedil;geni &uuml;zerindeki kemik incletilir ve mastoid k&uuml;ret veya rongur ile &ccedil;ıkarılır.</p>
<p align="justify">5-İşaretlenmiş kemik alanın altında &ouml;ncelikle infralabirentin h&uuml;cre traktı aranır. Bu alanda m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar emniyetli g&ouml;r&uuml;ş i&ccedil;in juguler bulba doğru kemik frezlenir. Sıklıkla infralabirentin h&uuml;creler bulunmaz ve g&ouml;r&uuml;ş solid kemikten doğru yapılır. Restriktif mastoidlerde, anterior yerleşimli fasiyal sinir g&ouml;r&uuml;lebilir ve korunmalıdır. Infralabirentin dura ekspozisyonu ama&ccedil;lanır &ccedil;&uuml;nk&uuml; sakkın ana g&ouml;vdesi ve l&uuml;meni sıklıkla bu b&ouml;lgede bulunur ve posteroinferior semisirk&uuml;ler kanal&rsquo;ın posteriorunda değildir.</p>
<p align="justify"><strong>ENDOLENFATİK SAK REVİZYONU:</strong></p>
<p align="justify">Endolenfatik Sak dekompresyonu uygulanan hastaların bir kısmında aylar, yıllar sonra tekrar vertigo ve sağırlığı i&ccedil;eren Meniere hastalığının rek&uuml;rren semptomları gelişebilir. Bu durumda endolenfatik sak revizyonu ya da vestib&uuml;ler sinir kesisi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r.</p>
<p align="justify"><strong>SERVİKAL SEMPATEKTOMİ:</strong></p>
<p align="justify">Servikal sempatektomi ilk kez Morgan ve Baurgortner tarafından 1934&prime;de Cogan Sendromlu bir vakada uygulanmış ve vertigonun kontrol&uuml;nde iyi sonu&ccedil; vermiştir. Bu prosed&uuml;r&uuml;n amacı, başta sempatik sinir sisteminin dağılımını kesintiye uğratmak, b&ouml;ylece labirentin kan akımını artırmaktır. Prosed&uuml;r stellat ganglionun blokajıyla ger&ccedil;ekleştirilebilir.</p>
<p align="justify"><strong>KONSERVATİF PROSED&Uuml;RLER</strong></p>
<p align="justify"><strong>Labirentin Invaziv</strong></p>
<p align="justify"><strong>SAKKULOTOMİ:</strong></p>
<p align="justify">Bu prosed&uuml;rde, oval penceden sakk&uuml;l&uuml;n ponksiyonu yoluyla endolenfatik sistemin dekomprese edilmesi amacına y&ouml;neliktir. Bunun i&ccedil;in 2 teknik tanımlanmış ve geliştirilmiştir. (Fick 1964, Cody&reg;tack prosedure 1983) Her iki yaklaşımda transkanal, timpanomeatal yoluyla ger&ccedil;ekleştirilir.</p>
<p align="justify">Stapes ve footplate&rsquo;e iyi g&ouml;r&uuml;ş sağlandıktan sonra sakk&uuml;l&uuml; r&uuml;pt&uuml;re etmek i&ccedil;in footplate&rsquo;e fenestrasyon uygulanır.</p>
<p align="justify">Fick prosed&uuml;r&uuml;nde, sakk&uuml;lde fist&uuml;l oluşturmak i&ccedil;in vestib&uuml;lerin derinine keskin pik sokulur. Oval penceredeki fenestra jelatin veya bağ dokusu ile &ouml;rt&uuml;l&uuml;r. &ldquo;Cody tack&rdquo; prosed&uuml;r&uuml;nde ise daha kalıcı fist&uuml;l oluşturmak i&ccedil;in footplate&rsquo;den fenestraya kalıcı &ccedil;ivi yerleştirilmesi ile ger&ccedil;ekleşitirilir. Cody, hastalarının %86&rsquo;sında başarılı vertigo kontrol&uuml; bildirmiştir.</p>
<p align="justify"><strong>STAPEDEKTOMİ-SAKKULOTOMİ:</strong></p>
<p align="justify">Paparella ve ekibi, bu tedaviyi otoskleroz ve Meniere Hastalığı birlikte olan hastalar i&ccedil;in &ouml;nermektedirler. Bu vakalarda stapedektomi yapılır. Bağ dokusu tel protez (~ 4.5 mm. uzunluğunda) hazırlanır. Protezin alt ucu yumuşak dokudan 0,75-1 mm daha uzatılıp ve ucu sivri olacak şekilde hazırlanır ve yerleştirilir.</p>
<p align="justify"><strong>KOKLEOSAKKULOTOMİ:</strong></p>
<p align="justify">Schuknecht kokleosakkulotomi prosed&uuml;r&uuml;n&uuml; 1982&prime;de tanımlamıştır. Bu teknikte, lokal anestezi ile timpanomeatal flap kaldırılıp yuvarlak ve oval pencereye yeterli g&ouml;r&uuml;ş sağlanır. Yuvarlak pencere nişi frezlenerek yuvarlak pencere membranına tam g&ouml;r&uuml;ş sağlanır. 3 mm rightangle pik yuvarlak pencere membranından sokulup 3 mm oval pencereye doğru uzatılır. Pikin ucu dilate olmuş sakk&uuml;l&uuml;n r&uuml;pt&uuml;r&uuml; ile beraber oval pencerenin ortasına uzanmalıdır.</p>
<p align="justify">Bu operasyon, koklear duktus ve dilate olmuş sakk&uuml;l i&ccedil;inden skala timpaniye doğru internal şant yaratılmasını kapsar.</p>
<p align="justify">Schuknecht ve Bartley %72,6 hastada vertigonun ve %55&rsquo;inde işitmenin d&uuml;zeldiğini rapor etmişlerdir.</p>
<p align="justify"><strong>Kinney ve ark. da benzer oranlar bildirmişlerdir.</strong></p>
<p align="justify">Bu araştırmacılar KST operasyonunu yalnız işitmesi k&ouml;t&uuml; yaşlı hastalara yapılmasını &ouml;nermişlerdir.</p>
<p align="justify"><strong>PARSİYEL DESTR&Uuml;KTİF PROSED&Uuml;RLER</strong></p>
<p align="justify"><strong>VESTİB&Uuml;LER SİNİR KESİSİ:</strong></p>
<p align="justify">Beyin cerrahı olan Frazier 1912&prime;de ve Dandy 1941&prime;de operasyonu ger&ccedil;ekleştirmişler ve vertigonun tedavisinde %90&prime;yn &uuml;zerinde başarı oranları bildirmişlerdir. Fakat kabul edilemeyecek d&uuml;zeyde fasiyal sinir ve işitme problemleri olduğundan yaygınlaşamamıştır.</p>
<p align="justify">1960&prime;lı yılların başında William House, vestib&uuml;ler sinirin selektif kesilmesi i&ccedil;in orta fossa yaklışımını geliştirmiştir. Operasyon mikroskobunun da kullanıma girmesiyle beraber işitmenin ve fasiyal fonkisyonların korunduğu ve vertigonun tedavisinde %90&prime;ın &uuml;zerinde başarı oranları elde etmek m&uuml;mk&uuml;n olmuştur. Prosed&uuml;r&uuml;n dezavantajı otologlar i&ccedil;in yabancı bir yaklaşımın ve temporal lobun ekartasyonunun gerekmesidir.</p>
<p align="justify">1980&prime;de Silverstein ve Norrell vestib&uuml;ler sinirin kesilmesi i&ccedil;in retrolabirenter yolu tanımlamışlardır ve serilerinde vertigonun tedavisindeki başarı oranları %95&prime;in &uuml;zerinde olduğunu bildirmişlerdir. Silverstein ve ekibi, vestib&uuml;ler sinirin daha komple kesilmesini ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in internal akustik kanalın ağzının posteriorunu frezlenmesi ile retrosigmoid yaklaşımı kullanmaya başladılar.</p>
<p align="justify">Intraoperatif fasiyal sinir ve koklear sinirin monitorizasyonu bu yaklaşımların emniyetli gelişimini sağlamıştır.</p>
<p align="justify">Tek taraflı Meniere ve kullanılabilir işitmesi olan hastalarda VSK en fazla kabul g&ouml;ren vertigo kontrol metodu haline gelmiştir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde işitmenin korunduğu VSK i&ccedil;in 4 cerrahi yaklaşım kullanılmaktadır;</p>
<p align="justify"><strong>1- Orta kafa &ccedil;ukuru,</strong></p>
<p align="justify"><strong>2- Retrolabirentin,</strong></p>
<p align="justify"><strong>3- Retrosigmoid,</strong></p>
<p align="justify">4- Kombine edilmiş retrolabirentin-retrosigmoid yaklaşımlar.</p>
<p align="justify">House, 1961de VSK i&ccedil;in OK&Ccedil; yaklaşımını tanıtmıştır.Bu yaklaşım, temporal kemiğin &uuml;st y&uuml;z&uuml;n&uuml; ortaya koymak i&ccedil;in temporal lobun medial retraksiyonu ile temporal kraniotomi gerektirir. Internal akıntılı kanalın a&ccedil;ılmasını takiben s&uuml;perior ve inferior vestib&uuml;ler sinir tek tek kesilir. Sonu&ccedil;lar %85 ile %99 arasında m&uuml;kemmel bulunmuştur. (VSK i&ccedil;in middle cranial fossa yaklaşımının diğer cerrahi yaklaşımlara &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; cerebellopontin a&ccedil;ıda koklear fibrillerle daha sıkı ilişkiye girmeden &ouml;nce t&uuml;m vestib&uuml;ler liflerin tamamının cerrahın kesebilir olmasıdır. Bu yaklaşım dezavantajı ise daha fazla fasyal sinir yaralanma (%3-7) ve NSİK (%4-17) riskinin olmasıdır. Bunlara ilaveten bu teknikte n&ouml;rolojik komplikasyonlar (afazi gibi) daha fazla olabilir.</p>
<p align="justify">Silverstein ve Norrell, 1980&prime;de retrolabirentin vestib&uuml;ler n&ouml;rektomiyi ama&ccedil;ladılar. Geniş mastoidektomiyi takiben sigmoid sin&uuml;sten post.SSK yanına kadar &uuml;zerindeki kemik kaldırıldı. Dura, serebellopantin k&ouml;şeye g&ouml;r&uuml;ş sağlamak i&ccedil;in superior petrosal sin&uuml;s&uuml;n hemen altından insize edilir. Sinirlerin yaklaşık %75&prime;i koklear ve vestib&uuml;ler sinirler arasındaki klivajda ayrı olarak demostre edilir. Silverstein ve Norell vertigo kontrol oranlarını yaklaşık %93 olarak rapor etmişlerdir. Kemink ve Hoff cerrahiyi takiben vertigoda iyileşmeyi %96 olarak bulmuşlardır. Bu yaklaşımla fasiyal sinir hissizliği minimumdur (%1&rsquo;den az). Drawbacks, &ouml;zellikle sigmoid sin&uuml;s &ouml;ndeyse, jugular bulb y&uuml;ksekse veya mastoid sklerotikse sınırla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n daha fazla riske neden olduğu %3-10 oranında serebrospiral sıvı akıntısı insidansı mevcut olduğunu vugulamıştır.</p>
<p align="justify">Bir&ccedil;ok otolojist cerrahlar retrolabirentin yaklaşımının sınırlı olması nedeniyle VSK i&ccedil;in retrosigmoid yolu kullanırlar. Bu teknik sigmoid sin&uuml;s&uuml;n posterioru ve lateral sin&uuml;s&uuml;n inferiorundan kraniotomiyi gerektirir. Cerebellum cerebellopontin a&ccedil;ının i&ccedil;eriğine g&ouml;r&uuml;ş sağlamak i&ccedil;in ekarte edilir. Vestib&uuml;ler sinir retrolabirentin yaklaşımda olduğu gibi kesilir. Vertigo kontrol&uuml; retrolabirentin yaklaşımdakinin aynısıdır, %93-95 hastada tam yada kısmi vertigo kontrol&uuml; sağlanır. Bu yaklaşımın avantaı serebrospinal sıvı akıntının d&uuml;ş&uuml;k (%1&prime;den az) riskli olmasıdır. Dezavantajı ise %50 oranında başağrısı riskinin olmasıdır. Kartush ve arkadaşları tarafından, tanımlanan &ccedil;eşitli modifikasyonların kullanılmasıyla başağrıları &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de azaltılmıştır. Serebellopontim a&ccedil;ıda kemik tozlarının birikiminden ka&ccedil;ınmak i&ccedil;in intrakranial drilleme minimum tutulur. Komplikasyondan ka&ccedil;ınmak i&ccedil;in LPA ya Gelfoam yerleştirilebilir. Retraksiyon boyunca olacak travmadan korunmak i&ccedil;in serebellum &uuml;zerine Bicol (kollajen&ouml;z materyal) yerleştirilebilir.</p>
<p align="justify">Selverstein ve ark., 1987&prime;de VSK i&ccedil;in kombine retrolabirentin-retrosigmoid yaklaşımı ama&ccedil;ladılar. Bu yaklaşım klivaj planına bağlı olarak cerraha, sinirin CPA veya internal akustik kanalda kesilmesi se&ccedil;eneklerini sunmaktadıır. Bu tekniğin avantajı klivaj planının g&ouml;r&uuml;lebilirliğinin artırılması ve daha az serebellar retraksiyondur. Vertigo kontrol oranı %90yn &uuml;zerindedir.</p>
<p align="justify"><strong>Retrolabirentin Vestib&uuml;ler N&ouml;rektomi:</strong></p>
<p align="justify">Hastaya standart pozisyonda komplet mastoidektomi uygulanır, lateral ve posterior semisirk&uuml;ler kanallar idantifiye edilir. Sigmoid sin&uuml;s dekomprese edilir, posterior fossanın durası tamamen kemikten uzaklaştırılır. Oluşturulan dura flapiyle serebellopontin k&ouml;şeye girilir. Sigmoid sin&uuml;s ve serebellum nazik&ccedil;e retrakte edilerek 7. ve 8. sinir kompleksi idantifiye edilir. Keskin &ccedil;engel yada makas kullanılarak 8.sinir kompleksinin &uuml;st yarısı (vestib&uuml;ler dallar) koklear ve vestib&uuml;ler dalları kendi i&ccedil;lerinde ayrılmaz. Vakaların %80&prime;inde klivaj bulunur.</p>
<p align="justify">Retrolabirentin yaklaşımın avantajı, temporal lobun anatomisinin daha bilinir ve uygun olmasıdır, temporal lobun retraksiyonundan ka&ccedil;ınılabilir, fasiyal sinir nispeten daha emniyetlidir. &Ccedil;eşitli serilerde vertigo kontrol oranları %90-95 oranında bildirilmiştir. Mc Elveen&rsquo;nin 52 hastalık serisinde başarı oranı %93, total işitme kaybı %0, fasiyal paralizi %0 veya serebrospinal sıvı akıntısı %0 olarak rapor etmiştir.</p>
<p align="justify"><strong>VSK-Orta Fossa Yaklaşımı:</strong></p>
<p align="justify">Dandy, suboksipital yaklaşım yoluyla vestib&uuml;ler sinirin kesilmesini ilk tanımlamasına rağmen orta fossa yaklaşımı 1970&prime;lerde geniş kabul kazanmıştır. Bu yaklaşım House, Glasscock ve Fisch&rsquo;in b&uuml;y&uuml;k seriler rapor etmesiyle pop&uuml;larize olmuştur.</p>
<p align="justify">Bu prosed&uuml;r hasta supin pozisyonunda ve hasta kulak yukarıda ger&ccedil;ekleştirilir. Cerrah masanın başında oturur. Vertikal insizyon tragusun 1 cm &ouml;n&uuml;nden başlar ve vertikal olarak devam eder. 4&times;4 cm&rsquo;lik temporal kemiğin skuam&ouml;z par&ccedil;ası &ccedil;akırılır. Temporal lob ve dura dikkatlice ekarte edilir ve orta fossanın tabanı ekspoze edilir. Y&uuml;ksek hızlı frez kullanılarak internal akustik kanal a&ccedil;ılır, superior ve inferior vestib&uuml;ler sinirler idantifiye edilerek kesilir.</p>
<p align="justify">Bu yaklaşımın avantajı vestib&uuml;ler sinir daha lateral pozisyonda idantifiye edilirler. Bu pozisyonda koklear sinirden ayrılıp, idantifiye edilirler. B&ouml;ylece daha komplet kesi yapmak m&uuml;mk&uuml;n olur. Vertigonun kontrol&uuml;ndeki verilen oranların %90-95, işitmenin korunması %90, preoperatif seviye veya daha iyi olması %75 oranında olduğu rapor edilmiştir. Ge&ccedil;ici fasiyal paralizi %4-10 oranda, subdural hematom %1,8 oranında olduğu bildirilmiştir.</p>
<p align="justify"><strong>Retrosigmoidal vestib&uuml;ler n&ouml;rektomi:</strong></p>
<p align="justify">Bu yaklaşım, kraniotomi yoluyla, serebellumun kısmen retraksiyonu gerekerek, sigmoid sin&uuml;s posteriorundan serebellopontin k&ouml;şeye girilmesidir. Internal akustik kanalın posterioru daha iyi g&ouml;r&uuml;ş alanına alınır ve posterior ağzı singular kanal idantifiye edilinceye kadar frezlenir ve burada superior vestib&uuml;ler sinir kesilir.</p>
<p align="justify">Her &uuml;&ccedil; teknikde de bir takım komplikasyon riskleri bulunur. Bu komplikasyonlar, yara enfeksiyonu, serebrospinal sıvı akıntısı, menenjit, işitme kaybı, sağırlık, fasiyal uyuşukluk, fasiyal paralizi, stroke, koma ve &ouml;l&uuml;md&uuml;r.</p>
<p align="justify"><strong>SİNGULAR N&Ouml;REKTOMİ</strong></p>
<p align="justify">İlk kez, Gacek (1974), benign pozisyonel vertigo ile birlikte olan vertigonun iyileştirilmesi i&ccedil;in bu girişimi tanımlamıştır. Girişim, posterior semisirk&uuml;ler kanal kupulasında yer &ccedil;ekimi değişikliklerinde uyarılmayla sonu&ccedil;lanan Kupulolitiazis teorisi temeline dayanmaktadır. Singular n&ouml;rektomi, singular kanalda posterior ampullar sinirin selektif kesilmesi i&ccedil;in yapılan cerrahi girişimdir. Benign postural vertigo, genillikle kendiliğinden ge&ccedil;en hastalık olduğundan cerrahi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmeden &ouml;nce 1 yılın &uuml;zerinde &ccedil;eşitli medikal tedavileri ve pozisyonal eksezsizleri yapılması &ouml;nerilmektedir.</p>
<p align="justify">Gacek&rsquo;in tekniğinde, lokal anestezi altında transkanal olarak &ccedil;alışılır. Timpanomeatal flap kaldırılır. Yuvarlak pencere etrafı &ouml;rten kemik uzaklaştırılarak yuvarlak pencere membranının tam olarak g&ouml;r&uuml;lmesi sağlanır. Singular kanal, nişin d&ouml;şemesiyle yuvarlak pencere membranının yapışma yerinin hemen inferiorunda frezlemeyle yaklaşılır. Nişin d&ouml;şemedeki oluşturulan cerrahi defekt membran oranında 1 mm&rsquo;lik kemik marjin kalır. Posterior ampullar (singular) sinir kabaca 1,5-2 mm derinlikte idantifiye edilir.</p>
<p align="justify">Bu girişimin major dezavantajı, teknik olarak g&uuml;&ccedil; bir yaklaşım olması ve belirgin sensorin&ouml;ral işitme kaybı riski taşımasıdır. Buna rağmen, singular n&ouml;rektomi, inat&ccedil;ı benign paroksismal pozisyonel vertigo tedavisinin etkili metodu olduğu g&ouml;r&uuml;nmektedir.</p>
<p align="justify"><strong>ULTRASONİK İRRADİYASYON (Uİ):</strong></p>
<p align="justify">Meniere hastası i&ccedil;in Uİ Arslan (1953) tarafından tarif edilmiştir. Arslan, UI ile Korti organı korunurken semisirk&uuml;ler kanalı kristası destr&uuml;kte eden selektif labirentektomiyi ger&ccedil;ekleşirmeyi ummuştur. Başlangı&ccedil;ta, US, simple mastoidektomi yaklaşımı ile lateral semisirk&uuml;ler kanaldan uygulandı. Daha sonra Kossoff ve arkadaşlarının geliştirdikleri prob ile UI timpanotomi yoluyla yuvarlak pencereye uygulanabilmiştir. UI absorbe edildiğinde, membran&ouml;z labirentte selektif hasara neden olan ısı i&ccedil; kulak sıvılarına &ccedil;abucak yayılır.</p>
<p align="justify"><strong>KRİYOCERRAHİ:</strong></p>
<p align="justify">Soğuk lateral semisirk&uuml;ler kanala uygulanmıştır. Bu modalite işitmeyi etkilemez.</p>
<p align="justify"><strong>LABİRENTE STREPTOMİSİN PERF&Uuml;ZYONU:</strong></p>
<p align="justify">Labirente streptomisin perf&uuml;zyonu Norris ve ark. tarafından 1990da tanımlanmıştır, horizontal SSKın fenestrasyonu ve kemik kanal ile membran&ouml;z labirent arasına streptomisin aplikasyonu gerekmektedir. Shea ve ark. bu tekniğin şiddetli savunucularındandırlar. Bu işlem i&ccedil;in 250 mgr/ml streptomisin i&ccedil;eren 0,1 ml tuzlu &ccedil;&ouml;zelti kullanılır ve m&uuml;kemmel bir vertigo kontrolunun olduğunu, %20 den az NSİK oluştuğunu bildirmişlerdir.</p>
<p align="justify">Monsell ve ark. &ccedil;ok merkezli streptomisin inf&uuml;zyonu ile labirentotomi yaptıkları &ccedil;alışmanın sonu&ccedil;larında %68 hastada işitme kaybı (bunların %57sinde derin ve şiddetli) tespit etmişlerdir. Persistan vertigo nedeni ile hastaların %17sinde ikincil operasyonlar gerekli olmuştur.</p>
<p align="justify"><strong>İNTRATİMPANİK AMİNOGLİKOZİD YERLEŞTİRİLMESİ:</strong></p>
<p align="justify">İT gentamisin yerleştirilmesi Nedzelski ve ark. tarafından pop&uuml;larize edilmiştir. Miringotomi insizyonundan yerleştirilen bir kataterden g&uuml;nde 3 kez enjekte edilen 26,7 mg/ml konsantrasyonunda 1 ml gentamisin solusyonunun uygulanmasıyla işlem ger&ccedil;ekleştirilir. Hastaların %83&prime;&uuml; vertigodan kurtulduğu, %27&rsquo;sinde işitme kaybının olduğu (bunların %10&prime;unda derin NSIK), %37&rsquo;sinde işitmenin d&uuml;zeldiği, kalanlarda ise bir değişikliğin olmadığı not edilmiştir.</p>
<p align="justify">Shea ve Ge, son zamanlarda yuvarlak pencereden diff&uuml;zyon yoluyla labirente streptomisin perf&uuml;zyonunu &ouml;nermektedirler. Streptomisin hyaluronan ile kombine edildiğinde yuvarlak pencere membranından daha kolay penetre olmasına izin vermektedir. Bu araştırıcıların yayınladıkları &ouml;n raporda 24 hastanın 8 ayı ge&ccedil;kin takiplerinde opere olan kulakta kalorik cevabı tam olarak ortadan kaldırmadan iyi vertigo kontrolu oldu?unu g&ouml;stermişlerdir. Streptomisinin gentamisinden daha az oranda NSİK&rsquo;na neden olabileceğini vurgulamışlardır.</p>
<p align="justify"><strong>&nbsp;&nbsp;</strong></p>
<p align="justify"><strong>DESTR&Uuml;KTİF PROSED&Uuml;RLER</strong></p>
<p align="justify">Daha &ouml;nce a&ccedil;ıklandığı gibi işitmeyi harap eden, vertigonun destr&uuml;ktif cerrahisi kriterleri azalmıştır. Vertigonun tedavisinde y&uuml;ksek oranlarda başarı ile birlikte işitmenin korunduğu yeni prosed&uuml;rlerle rezid&uuml;el işitmesi olan hastalar dikkatli değerlendirmeyi hakederler. Bu &ouml;zellikle bilateral etkilenmiş Meniere hastaları i&ccedil;in &ouml;nemlidir.</p>
<p align="justify">Bununla beraber derin veya total sağır kulaklarda vestib&uuml;ler fonksiyonların ortadan kaldırılması i&ccedil;in hala destr&uuml;ktif prosed&uuml;rler uygulanmaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>TRANSTEMPANİK LABİRENTEKTOMİ:</strong></p>
<p align="justify"><strong>Oval Pencereden Uzanan Labirentektomi</strong></p>
<p align="justify">Bu prosed&uuml;r yaşlı hastalarda veya genel anestezinin sakıncalı olduğu hastalarda endike olabilir. Operasyon lokal anestezi altında ve nispeten kısa s&uuml;rede ger&ccedil;ekleştirilebilir. Timpanomeatal flap kaldırılır promontorium, yuvarlak ve oval pencereye iyi g&ouml;r&uuml;ş sağlanır. Stapes &ccedil;ıkarılır. Yuvarlak ve oval pencere arasındaki kemik frezlenerek kaldırılır. Membran&ouml;z labirent, &ccedil;engel ile m&uuml;mk&uuml;n oldu?u kadar &ccedil;ıkarılır. Timpanomeatal flap yerine yerleştirilir ve ameliyat tamamlanmış olur.</p>
<p align="justify"><strong>TRANSKANAL LABİRENTEKTOMİ:</strong></p>
<p align="justify">Schuknecht, 1957&prime;de bu prosed&uuml;r&uuml; tanımlamıştır. Genel veya lokal anestezi altında yapılabilir. Timpanomeatal flap kaldırılır ve stapes &ccedil;ıkarılır. Oval pencereden sakkular ve utrikular makula &ccedil;ıkarılır. Vestib&uuml;ler i&ccedil;i aspire edilir.</p>
<p align="justify"><strong>TRANSMEATAL LABİRENTEKTOMİ:</strong></p>
<p align="justify">Selverstein, 1976&prime;da tanımlamıştır.Teknik, artırılmış g&ouml;r&uuml;ş kazanmak i&ccedil;in hem endaural hemde postraurikuler insizyonunun uygulanmasını i&ccedil;erir. Timpanomeatal flap kaldırılır, promontorium ve pencerelere iyi g&ouml;r&uuml;ş sağlanır. Singular sinir yuvarlak pencerenin posterior ve inferiorunda idantifiye edilir. Kokleanın promontoriumu kaldırılır, vestib&uuml;l sakkul ve koklear dukt ile g&ouml;r&uuml;l&uuml;r (Kokleovestib&uuml;ler sinir de kesilecekse) Elmas u&ccedil; tur ile singular sinir takip edilerek internal akustik kanala ulaşılır.</p>
<p align="justify"><strong>TRANSMASTOİD LABİRENTEKTOMİ:</strong></p>
<p align="justify">Transmastoid labirentektomi, transkanal yaklaşımlardan daha komplet vestib&uuml;ler fonksiyon harabiyeti sağlamaktadır. Simple mastoidektomi sonrası sistematik olarak 3 semisirk&uuml;ler kanal da tur ile a&ccedil;ılır. İ&ccedil;lerindeki t&uuml;m n&ouml;roepitelyum direkt g&ouml;r&uuml;ş altında &ccedil;ıkarılır.</p>
<p align="justify"><strong>VESTİB&Uuml;LER SİNİRİN TRANSLABİRENTİN KESİSİ:</strong></p>
<p align="justify">Transmastoid labirentektomi, bu prosed&uuml;r&uuml;n başlangı&ccedil; safhasıdır. İnternal akustik kanal, hemen vestib&uuml;l d&ouml;şemesinin medialinde bulunur.Fasiyal sinir tanımlanıp korunur. T&uuml;m 8.sinir kesilir. Bu yaklaşımda hem labirentektomi yapılmış olur. Başarı oranları %90&prime;ın &uuml;zerinde olduğu bildirilmiştir.</p>
<p align="justify"><strong>LABİRENTEKTOMİ VE TRANSLABİRENTİN VESTİB&Uuml;LER SİNİR KESİSİ</strong></p>
<p align="justify">K&ouml;t&uuml; işitmeye sahip hastalarda &ccedil;oğunlukla uygulanan ablatif yaklaşımlar labirentektomi ve translabirentin VSKdir.</p>
<p align="justify">Armstrong, n&ouml;roepitelyumun tamamının &ccedil;ıkarılması i&ccedil;in promontoriumun par&ccedil;asının &ccedil;ıkarılmasını savunmuştur. Bu yaklaşımla vertigonun kontrolunun %90&rsquo;ın &uuml;zerinde olduğu rapor edilmiştir.</p>
<p align="justify">Pulec, 1969&prime;da transmastoid labirentektomiyi tarif etmiştir. Bu prosed&uuml;r, direkt g&ouml;r&uuml;şle n&ouml;roepitelyumun &ccedil;ıkarıldığı ve 3 SSKın fenestrasyonunun yapıldığı mastoidektomiyi gerektirmektedir. Hem Kemink ve ark. hem de Graham transmastoid labirentektomi yapılan Meniere&rsquo;li hastaların %97&rsquo;sinde tam yada &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de vertigo kontrolunun ger&ccedil;ekleştiğini bulmuşlardır. Beklenildiği gibi bu yaklaşımla arta kalan t&uuml;m işitme fonksiyonları kaybedilmiştir. Bu girişimdeki komplikasyon oranları d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r. Yalnız hastaların %30&rsquo;una yakınında hafif ile orta derecede postoperatif sendelemeden şikayet&ccedil;i olmuşlardır.</p>
<p align="justify">Translabirentin VSK, diğer VSK yaklaşımlarından farklı olarak işitmenin total kaybını i&ccedil;erir. Transmastoid labirentektomi ve t&uuml;m n&ouml;roepitelyum direkt g&ouml;r&uuml;ş altında &ccedil;ıkarılmasından sonra cerrah internal akustik kanalı a&ccedil;ar ve vestib&uuml;ler sinirin preganglionik b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; ortaya koyar. Genellikle koklear sinir de kesilir. Bu yaklaşımı takiben vertigonun kontrolu %93 ile %98 arasında olduğu rapor edilmiştir. %60&rsquo;dan fazla hastada tinnitus iyileşmiştir. Komplikasyonları SSS akıntısı (%1) ve fasiyal uyuşukluktur (%1). Vertigo kontrolunde transmastoid labirentektomi başarısızlığı tipik olarak ya n&ouml;roepitelyumun arta kalmasından yada kontralateral kulakta hastalığın olmasına bağlıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://saglik.e-nedir.com/vertigonun-cerrahi-tedavisi.html/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
	</channel>
</rss>
