12. Temmuz 2007

Türkiye’ nin Dış Ticareti

Türkiye’ nin Dış Ticareti

a-)ihracat

İhracatın 1980-1995 dönemindeki geliÅŸimi incelendiÄŸinde, 1980Â’de 2,9 milyar dolar olan ihracat, ekonominin dışa açılabilmesi ve dünya ekonomileri ile entegre olabilmesi için baÅŸlatılan teÅŸvik uygulamalarının sonucunda iyi bir performans göstererek yaklaşık 4,5 kat artmış ve 1990 yılında 13 milyar dolar seviyelerine gelmiÅŸ; ancak, çeÅŸitli iç ve dış faktörlerin olumsuz etkisiyle 1990-1993 döneminde artış hızı yavaÅŸlamış, anılan dönem boyunca ancak 15 milyar dolar düzeyine gelebilmiÅŸtir.

Bu dönemde her ne kadar GSMHÂ’nın yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 6 civarında gerçekleÅŸmiÅŸ olsa da, söz konusu büyümenin kaynağını yüksek kamu açıkları, kontrolsüz bir ÅŸekilde artan kısa vadeli sermaye giriÅŸi ile desteklenen iç talep geniÅŸlemesi gibi faktörlerin oluÅŸturması ve ayrıca 1990-94 yılları arasında geliÅŸmiÅŸ ülkelerde ve özellikle Avrupa ekonomisinde durgunluk yaÅŸanması, makro ekonomik göstergelerde bozulmayı beraberinde getirmiÅŸtir. Söz konusu bozulma neticesinde döviz kurlarında yaÅŸanan dalgalanmalar ve sonrasında uygulanan kur politikaları, ihracatın seyrinde önemli bir rol oynamıştır.

Nitekim, yaÅŸanan geliÅŸmeler neticesinde 1994 yılına girildiÄŸinde cari iÅŸlemler açığı 6,4 milyar dolar ile GSMH’nın yüzde 3,5′ine, kamu kesimi borçlanma gereÄŸinin GSMH’ye oranı ise yüzde 10,6′ya ulaÅŸmış, ekonomideki yüksek enflasyon oranı, kamu açıkları ve artan iç ve dış borç stoku gibi kronikleÅŸen sorunların sonucunda, 1994 yılında ekonomi krize girmiÅŸ ve 5 Nisan Kararları uygulamaya konulmuÅŸtur.

1994 yılında TL’ nin yüksek oranda deÄŸer kaybetmesi, Türkiye’ nin uluslar arası piyasalardaki rekabet gücünü olumlu yönde etkilemiÅŸ ve 1994 ve 1995 yıllarında ihracat iyi bir performans göstererek sırasıyla yüzde 18 ve yüzde 19,5 oranında artış kaydetmiÅŸtir. 1995 yılında ihracatın yüksek oranda artışı, TL reel olarak önemli oranda deÄŸerlenmesine raÄŸmen, büyük ölçüde dünya ticaretindeki artıştan kaynaklanmıştır.

Ancak, ihracatta yaÅŸanan artış oranları süreklilik gösterememiÅŸ, 1995 yılında iç talebin canlanması ve ihracat içinde önemli bir paya sahip olan OECD ülkelerinin büyüme hızlarındaki yavaÅŸlama gibi olumsuzluklardan ötürü, 1995 yılı Temmuz ayından itibaren ihracat artış hızında gerileme baÅŸlamıştır.

1996 yılında yüzde 7,3 oranında gerçekleÅŸen ihracat artış hızının yavaÅŸlamasının en önemli sebebi, dünya ticaretinin büyüme hızındaki gerilemedir. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, dünya ticaret hacmindeki artış 1995 yılında yüzde 9,1 iken 1996 yılında yüzde 5,4′e düÅŸmüÅŸtür.

İhracatın 1997 yılında bir önceki yıla kıyasla daha hızlı geliÅŸme göstererek yüzde 13,1 oranında artması ve 26,2 milyar ABD doları düzeyine çıkmasının esas nedeni, yılın ikinci yarısında AsyaÂ’da ortaya çıkan mali krizin etkilerine raÄŸmen, dünya hasılasında kaydedilen önemli ölçüde büyüme sonucunda artan dış talep olmuÅŸtur. Nitekim, dünya hasılasının büyümesine paralel olarak, Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, 1997 yılında mal ticareti hacmi yüzde 10,7 oranında artış göstererek, 1976 yılından sonra kaydedilen en yüksek artış hızına ulaÅŸmıştır.

Ancak, 1997 yılı ortalarından itibaren, önce UzakdoÄŸu ülkelerinde mali piyasalarda baÅŸlayan kriz, zamanla reel sektörü de kapsamış ve bunun sonucu olarak, 1998 yılında dünya ekonomisinin büyümesi sadece yüzde 2,2 oranında kalırken, dünya ihracatı ise yüzde 1,6 oranında gerilemiÅŸtir. Söz konusu geliÅŸme doÄŸal olarak Türkiye’ nin ihracatını da olumsuz etkilemiÅŸtir. Özellikle küresel krizin 1998 yılı AÄŸustos ayında, Türkiye’ nin en önemli pazarlarından birisi durumundaki Rusya’ ya sıçraması, ihracatın artışını engellemiÅŸtir. Dünya talebindeki daralma ve dünya mal fiyatlarında gözlenen düÅŸmeden Türkiye’ nin dış ticareti önemli ölçüde etkilenmiÅŸ ve 1998 yılında ihracat ancak yüzde 2,7 oranında artarak 27 milyar dolar olmuÅŸtur.

1998 yılının ikinci yarısından itibaren ülke ekonomisinde yoÄŸunlaÅŸan sorunlar, üretim ve tüketimde daralmaya yol açmış, GSMH artışı, imalat sanayii üretim artışı ve kapasite kullanımında olumsuz geliÅŸmeler gözlenmiÅŸtir. Ayrıca, 1997 yılının yaz aylarında UzakdoÄŸuÂ’da baÅŸlayan ve 1998 yılı AÄŸustos ayında RusyaÂ’da meydana gelen ekonomik çöküntü ile daha da derinleÅŸen global ekonomik kriz, etkilerini 1999 yılında da hissettirmiÅŸtir. Bunun yanı sıra, 17 AÄŸustos ve daha sonra yaÅŸanan depremlerin sonucunda yüzde 6,1 oranında daralan ülke ekonomisi ihracatı da olumsuz yönde etkilemiÅŸ olup, 1989 yılından itibaren sürekli artış gösteren ihracat 1999 yılında yüzde 1,4 oranında azalarak 26,6 milyar dolara gerilemiÅŸtir.

2000 yılı, ihracat açısından zor bir yıl olmuÅŸtur. Ekonomik Programın ilk yılında, enflasyon hedefine paralel olarak yürütülmekte olan, "YönlendirilmiÅŸ Sabit Kur" politikasında, gerçekleÅŸen enflasyonun, önceden belirlenen kur artış oranından yüksek olması nedeniyle, ihracatın yarısının yöneldiÄŸi Avrupa BirliÄŸi ülkelerinin ortak para birimi olan EuroÂ’ya karşı Türk Lirası’nın reel olarak deÄŸer kazanmasına yol açması ve iç talebin çok canlı olması ihracat artışını yavaÅŸlatmıştır. Bu geliÅŸmelerin sonucunda 2000 yılında ihracat ancak yüzde 4,5 oranında artarak, 27,8 milyar dolara ulaÅŸmıştır.

1980 yılından itibaren uygulanan dışa açık büyüme politikalarının sonucunda, ihracat 1980 yılındaki 2,9 milyar dolar seviyesinden, yaklaşık on kat artarak, 2000 yılında 27,8 milyar dolara ulaÅŸmıştır. İhracatın GSMH içindeki payı yüzde 5Â’lerden yüzde 14Â’lere, dünya ticaretindeki payı yüzde 0,15Â’lerden yüzde 0,50Â’lere ulaÅŸmış, ürün ve ülke yelpazesi de geniÅŸlemiÅŸtir.

- ihracatın sektörel dağılımı

Tablo : 4

1980, 1990, 1999 ve 2000 Yılı Dünya ve Türkiye İhracatının Sektörel Dağılımı

(Yüzde Paylar)

1980

1990

1999

2000

Dünya

Türkiye

Dünya

Türkiye

Dünya

Türkiye

Dünya

Türkiye

TARIM ÜRÜNLERİ

15,0

64,6

12,2

25,5

9,9

16,7

9,0

13,9

Gıda Ürünleri

11,2

51,1

9,3

22,4

8,0

15,4

7,2

12,8

Hammaddeler

3,8

13,6

2,9

3,0

2,0

1,3

1,9

1,1

MADENCİLİK ÜRÜNLERİ

28,5

9,5

14,2

6,8

10,2

4,1

13,1

4,2

Maden Cevher.

2,1

6,9

1,6

2,7

1,0

1,6

1,0

1,6

Yakıtl ar

23,7

2,0

10,5

2,3

7,3

1,3

10,2

1,2

Demir dışı metaller

2,6

0,5

2,1

1,8

1,8

1,2

1,9

1,3

SANAYİ ÜRÜNLERİ

55,1

25,8

70,5

67,7

76,5

79,0

74,9

81,7

Demir-Çelik

3,9

1,0

3,1

11,5

2,3

6,5

2,3

6,7

Kimyasal Ürünler

7,7

1,6

8,7

5,8

9,6

4,2

9,3

4,5

DiÄŸer Yarı Mamul Sanayi Ürünleri

4,1

3,6

7,8

5,2

7,6

7,7

7,3

8,2

Makine ve Ulaşım Araçları

29,8

2,9

35,8

6,6

41,9

18,9

41,5

20,7

Otomotiv Ürünleri

6,4

1,7

9,4

1,2

10,0

5,4

9,2

5,5

Büro ve HaberleÅŸme Cihazları

2,9

0,1

8,8

2,0

14,1

3,1

15,2

3,7

DiÄŸer Mak. ve Ulaşım Araç.

20,5

1,0

17,6

3,4

17,8

10,4

17,1

11,5

Tekstil

2,8

11,8

3,1

11,1

2,7

13,1

2,5

13,3

Hazır Giyim (Deri dahil)

2,0

4,5

3,2

25,7

3,4

24,5

3,2

23,7

DiÄŸer Tüketim Malları

4,2

0,5

8,9

1,9

9,0

4,1

8,8

4,6

DİĞER ÜRÜNLER

1,4

0,0

3,1

0,0

3,4

0,2

3,0

0,2

TOPLAM

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

Kaynak: DTÖ, DTM

1980 yılındaki Türkiye ve dünya sektörel ihracat yapısı incelendiÄŸinde, dünya ihracatı ile Türkiye ihracatının sektörel dağılımının önemli ölçüde farklı olduÄŸu görülmektedir. TürkiyeÂ’nin ihracatında en büyük payı yüzde 65Â’lik oranla alan tarım ürünlerinin (gıda dahil) dünya ihracatındaki payı (yüzde 15) ile karşılaÅŸtırıldığında çok yüksek görünmektedir.

TürkiyeÂ’nin ihracatının ikinci büyük ürün grubunu ise, 1980 yılı itibariyle yüzde 12 oranındaki payı ile “tekstil” ürünleri oluÅŸturmaktadır. DiÄŸer ürün grupları ihracatında ise TürkiyeÂ’nin 1980 yılında “yok” sayılabilecek bir konumda olması, 1980 yılı başında ihracatın kompozisyonunun iki ürün grubuna aşırı ölçüde baÄŸlı olduÄŸunu (tarım ve tekstil) ortaya koymaktadır.

2000 yılı dünya ve Türkiye ihracatının sektörel dağılımının yer aldığı Tablo 4Â’ün incelenmesinden de görüleceÄŸi üzere, 1980-2000 döneminde, TürkiyeÂ’nin ihracatının sektörel yapısında önemli deÄŸiÅŸiklikler meydana gelmiÅŸ ve tarım ürünlerinin (gıda dahil) 1980 yılında yüzde 65 olan payı, 2000 yılında yüzde 14Â’e gerilerken, sanayi ürünlerinin payı yüzde 26Â’dan yüzde 82Â’ye yükselmiÅŸtir.

Yine aynı tabloda görüleceÄŸi üzere, TürkiyeÂ’nin 2000 yılı ihracatı içinde önemli yere sahip ürün grupları sırasıyla; hazır giyim (yüzde 23,7), tarım (gıda dahil) (yüzde 13,9), dokumacılık ürünleri (yüzde 13,3), makina ve ulaşım araçları (yüzde 20,7) ve demir-çelik (yüzde 6,7) olmuÅŸtur.

1990-2000 yılları arasında yüzde 10Â’luk bir büyüme performansı ile sanayi ürünleri ihracat içerisindeki payını da artırmıştır. Sanayi ürünleri ihracatı içinde en hızlı geliÅŸen ürün grubu ise, anılan dönem zarfında yüzde 23,6 oranında büyüyen iÅŸlenmiÅŸ deri ve deri mamulleri ile yüzde 21 oranında büyüyen makine ve ulaşım araçları (özellikle otomotiv ürünleri, elektrikli ve elektronik makine ve cihazlar) ve diÄŸer tüketim malları olmuÅŸtur.

1980 sonrası dönemde, uygulanan teÅŸvik politikaları sonucunda ihracatın ürün kompozisyonu sanayi ürünleri lehine zenginleÅŸerek deÄŸiÅŸirken, zaman içinde baÅŸka tür bir olumsuz yapı oluÅŸmuÅŸ; sanayi ürünleri ihracatı tekstil-hazır giyim ve demir-çelik ürünleri ihracatına büyük ölçüde bağımlı hale gelmiÅŸtir. Bu geliÅŸmeler dikkate alındığında, TürkiyeÂ’nin ihracatının genel olarak, dünya ticaretinde yaÅŸanan geliÅŸmelere paralel bir geliÅŸme göstermekle birlikte demir-çelik ürünlerinde dünya trendinin tersine, hazır giyimde ise dünya trendinin çok üzerinde bir artış gösterdiÄŸi görülmektedir.

1980 sonrası dönemde, hammadde ve emek yoÄŸun mal ihracatının artması ÅŸeklinde yaÅŸanan geliÅŸmeler, makul bir geliÅŸme olarak kabul edilebilirse de 15 yılı aÅŸan bir süreçte, bir kaç sektöre bağımlı hale gelen bir yapının, yeterince olumlu bir geliÅŸme olmadığını kabul etmek gerekmektedir. Bu nedenledir ki, ihracatın bağımlı olduÄŸu tekstil ve hazır giyim ile demir-çelik gibi sektörlerde yaÅŸanan sıkıntılar, etkisini tüm ihracat üzerinde hissettirmektedir. 1980Â’den itibaren uygulanan politikalar neticesinde önemli oranda artış gösteren ihracatın, sanayileÅŸmenin ilk aÅŸamaları olarak kabul edilen tekstil-hazır giyim sektöründe gerçekleÅŸtirdiÄŸi atılımın bir benzerini 2000Â’li yıllarda baÅŸka sektörlerde de gösterebilmesi, TürkiyeÂ’nin yatırım-üretim-ihracat politikalarının dünya ticaretinde yaÅŸanan sektörel geliÅŸmelere paralel bir ÅŸekilde belirlenmesiyle mümkün olabilecektir.

.2)ithalatı

Türkiye, 1984 yılına kadar ithal ikamesine dayanan ve sadece yerli üretimin bulunmadığı veya yetersiz kaldığı hallerde ithalata izin veren bir dış ticaret politikası izlemiÅŸtir. Bunun doÄŸal sonucu olarak TürkiyeÂ’nin geleneksel ithalatı, ağırlıklı olarak, enerji hammaddesi, makine ve ulaşım araçları ve kimyasal ürünlerden oluÅŸan bir mal kompozisyonu çizmiÅŸ; diÄŸer alanlarda ise ilke olarak piyasa yabancı rekabete kapalı tutularak, yerli sanayi korunmaya çalışılmıştır.

Ancak, 1984 yılından itibaren uygulamaya konulan dışa açık ekonomi politikasının en önemli unsurlarından biri olarak dış ticarette ithal ikameci politikalar yerini rekabete açık ve ihracata dayalı sanayileÅŸme stratejisine terk etmiÅŸtir. 80Â’lerin ikinci yarısı ve 90Â’ların başında hızlanan ve halen de devam eden gümrük indirimleri, bürokratik iÅŸlemlerin azaltılması, ÅŸeffaflık, sadelik gibi bir dizi yapısal ve kurumsal yenilikle ithalat gerek mal bileÅŸimi ve menÅŸe çeÅŸitliliÄŸi, gerekse deÄŸer ve hacim olarak giderek büyümüÅŸtür.

Tablo : 7

Türkiye’nin İthalatının Dünya Ticareti İçindeki Payı

(Milyar Dolar)

Dünya İthalatı

Türkiye’nin İthalatı

Yüzde Pay

1980

1.968

7,9

0,40

1981

1.952

8,9

0,46

1982

1.825

8,8

0,48

1983

1.769

9,2

0,52

1984

1.885

10,8

0,57

1985

1.995

11,3

0,57

1986

2.185

11,1

0,51

1987

2.547

14,2

0,56

1988

2.908

14,3

0,49

1989

3.145

15,8

0,50

1990

3.489

22,3

0,64

1991

3.557

21,0

0,59

1992

3.791

22,9

0,60

1993

3.751

29,4

0,78

1994

4.245

23,3

0,55

1995

5.072

35,7

0,70

1996

5.368

43,6

0,81

1997

5.558

48,6

0,87

1998

5.507

45,9

0,83

1999

5.729

40,7

0,71

2000

6.490

54,5

0,84

Kaynak: DTM, DTÖ.

Bazı küresel ve bölgesel geliÅŸmeler, bu baÄŸlamda Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) kurulması ve TürkiyeÂ’nin AB ile gümrük birliÄŸine gitmesi, ithalat politikasının ÅŸekillenmesinde uluslar arası faktörlerin payının göreceli olarak artmasına yol açmıştır. Ulusal mevzuat ve yerli ihtiyaçların yanında, DTÖ ve gümrük birliÄŸi kurallarının ithalat politikasının belirlenmesindeki rolü artmıştır. DTÖ ve gümrük birliÄŸi dışındaki uluslar arası kuruluÅŸlar (OECD, ECO, BDT, KEIB,…) ve uluslar arası geliÅŸmeler (baÅŸta çevre, rekabet, yatırım, fikri mülkiyet, çalışma hukuku gibi alanlarda uluslar arası normlar geliÅŸtirme çaba ve istekleri) de ithalatımızın dış kaynaklı bileÅŸenlerinin önemini artırmış bulunmaktadır.

İthalatın 1990 yılına kadar geliÅŸimi incelendiÄŸinde, ithal ikameci politika terk edilmesine ve dışa açık bir dış ticaret politikası uygulanmasına raÄŸmen, ithalat 1986 yılına kadar oldukça düÅŸük düzeyde artmıştır. 1987 yılında ise yüzde 27,5 gibi yüksek bir oranda artarak 14 milyar doları aÅŸmıştır.

1990 sonrası dönemde ithalatta görülen artış eÄŸiliminin temelinde, 1995 yılında Dünya Ticaret Örgütü AnlaÅŸmasının, 1996 yılında da Türkiye-AB Gümrük BirliÄŸinin yürürlüÄŸe girmesinin yanı sıra, ekonomik geliÅŸmeler de etkili olmuÅŸ ve yüksek oranlı milli gelir büyümesine paralel olarak ithalatta da artış görülmüÅŸtür.

Nitekim, yabancı mallara yönelik ithal talepleri sonuç itibariyle gelire

1998 yılından itibaren dünyada giderek derinleÅŸen ekonomik krizler ve yurt içinde izlenen makro ekonomik politikalar sonucunda milli gelir artışında bir gerileme, ithalatta ise düÅŸüÅŸ olmuÅŸtur. Söz konusu yılda, milli gelirin büyüme hızı önemli ölçüde yavaÅŸlayarak yüzde 3,9 olmuÅŸ, ithalat ise yüzde 5,4 oranında azalarak 45,9 milyar dolar olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir.

1999 yılında ise, milli gelir yüzde 6,4 oranında küçülmüÅŸtür. Aynı eÄŸilim ithalatta da gözlenmiÅŸ ve yüzde 11,4 oranında gerileyerek 40,7 milyar dolar olmuÅŸtur.

2000 yılında milli gelirin büyüme hızı yüzde 6,1 olarak gerçekleÅŸmiÅŸ, reel faizlerde önemli düÅŸüÅŸler yaÅŸanmış, tüketim talebindeki artışa baÄŸlı olarak da imalat sanayii üretimi artmıştır. Kriz sonrası canlanmayla birlikte, 2000 yılında ithalatta da önemli bir artış görülmüÅŸ ve ithalat yüzde 34,0 oranında artarak 54,5 milyar dolar olmuÅŸtur.

İthalat, son yıllarda yaÅŸanan ekonomik krizlerden dolayı GSMH büyüme hızı ve döviz kuru hareketlerinden etkilenmesi, nedeniyle büyük dalgalanmalar göstermiÅŸtir. 1994 yılında yaÅŸanan kriz sonrası 3 yıllık dönemde büyümenin önemli oranlarda olması ve TLÂ’nin reel olarak deÄŸer kazanması sebebiyle 1995-97 yılları arasındaki 3 yıllık dönemde ithalat yıllık ortalama yüzde 27,7 oranında artmıştır. Son yıllarda ekonominin genel performansına baÄŸlı olarak ithalat yıllık ortalama yüzde 4,1 azalmıştır.

İthalatın sektörel degerlendirilmesi

1980 yılı Türkiye ve dünya ithalatının sektörel yapısı incelendiÄŸinde sektörel dağılımda bir paralellik görülmemektedir. TürkiyeÂ’nin ithalatında en büyük payı yüzde 53Â’lük bir oranla madencilik ürünleri (petrol) alırken, dünya ithalatında aynı ürün grubunun payı yüzde 29 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. Aynı ürün grubu içinde yer alan enerji hammaddelerinde ise durum daha çarpıcıdır. Söz konusu ürünler 1980 yılı ithalatının yarısını oluÅŸtururken, dünya ithalatında aynı ürünlerin payı sadece yüzde 24′tür. Bu ürünlerin ithalat içindeki payının bu kadar yüksek olmasının yerli ürünle ikame edilemeyen enerji hammaddesinin zorunlu olarak ithal edilmesidir. 1980 yılında TürkiyeÂ’nin ithalatında ikinci büyük ürün grubunu, yüzde 42 oranındaki payı ile sanayi ürünleri oluÅŸturmaktadır. Sanayi ürünlerinin dünya ithalatındaki payı ise yüzde 55 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. Sanayi ürünlerinin alt sektörleri itibariyle Türkiye ile dünya ithalatı arasında, demir-çelik ürünlerinde bir paralellik görülmektedir. Ancak 1980 yılında TürkiyeÂ’nin kimyasal ürün ithalatının toplam içindeki payı bu ürünlerin dünya ithalatındaki payının iki katı iken makine ve ulaşım araçları ithalatında tam tersi bir durum söz konusudur.

2000 yılı dünya ve Türkiye ithalatının sektörel dağılımının yer aldığı Tablo 8Â’in incelenmesinden de görüleceÄŸi üzere, 1980-2000 döneminde, TürkiyeÂ’nin ithalatının sektörel yapısında önemli deÄŸiÅŸiklikler meydana gelmiÅŸ ve madencilik ürünlerinin 1980 yılında yüzde 53 olan payı 2000 yılında yüzde 21,4Â’e gerilerken, sanayi ürünlerinin payı yüzde 42Â’den yüzde 70,6′ya, tarım ürünlerinin payı ise yüzde 5′ten yüzde 8′e yükselmiÅŸtir. Bu geliÅŸmede TürkiyeÂ’nin 1980 sonrası ithalat politikasını kademeli olarak liberalleÅŸtirmesi etkili olmuÅŸtur. TürkiyeÂ’nin sanayi üretimindeki artışa paralel olarak da özellikle makine-ekipman, ara girdi ve hammadde ithalatında önemli artışlar görülmüÅŸtür. İthalatın mal kompozisyonu geniÅŸledikçe, enerji hammaddelerinin ithalat içindeki payında bir azalma görülmüÅŸtür. Bunun dışında petrol fiyatlarındaki azalma da enerji hammaddeleri ithalatının genel ithalat içindeki payının gerilemesine neden olmuÅŸtur.

Öte yandan, demir-çelik ürünlerinin ithalat içindeki payının deÄŸiÅŸmediÄŸi görülmektedir. Türkiye-AKÇT (Avrupa Kömür Çelik TopluluÄŸu) AnlaÅŸması kapsamında olan bu ürünlerde, özellikle üçüncü ülkelerden yapılan ithalatta gümrük vergileri koruyucu etkisini devam ettirmektedir. Otomotiv ürünlerinin payındaki artışın temelinde ise, toplam talepteki genel büyümeye paralel olarak ithal ürünlere yönelik talepteki artışın yanı sıra, sektörün ölçek ekonomisine ulaÅŸamama, yeni teknolojilere uyum saÄŸlayamama gibi yapısal sorunları etkili olmuÅŸtur. DiÄŸer taraftan, 1980 sonrası telekomünikasyon alt yapısına yapılan yatırımlar ile iletiÅŸim alanındaki küresel geliÅŸmelere uyum saÄŸlanması, iletiÅŸim araçlarının ithalat içindeki payında önemli bir artışa neden olmuÅŸtur. Tekstil ürünlerinin ithalat içindeki payındaki artışı ise, büyük ölçüde ihracata yönelik üretim yapan hazır giyim sektörünün iplik ve mensucat gibi girdilerini Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ithal etmesine baÄŸlamak mümkündür.

Tablo : 8

1980, 1990, 1999 ve 2000 Yılı Dünya ve Türkiye İthalatının Sektörel Dağılımı

1980

1990

1999

2000

Dünya

Türkiye

Dünya

Türkiye

Dünya

Türkiye

Dünya

Türkiye

TARIM ÜRÜNLERİ

15,0

5,0

14,7

25,5

15,2

16,7

9,0

7,7

Gıda Ürünleri

11,2

3,4

11,4

22,4

11,6

15,4

7,2

4,0

Hammaddeler

3,8

1,6

3,4

3,0

3,6

1,3

1,9

3,7

MADENCİLİK ÜRÜNLERİ

28,5

52,6

26,6

6,8

21,6

4,1

13,1

21,4

Metalik Olmayan Madenler

2,1

2,3

1,8

2,7

1,8

1,6

1,0

1,9

Enerji Hammaddeleri

23,7

49,4

23,0

2,3

17,7

1,3

10,2

17,5

Demir dışı Metaller

2,6

0,8

1,9

1,8

2,1

1,2

1,9

2,0

SANAYİ ÜRÜNLERİ

55,1

42,3

57,0

67,7

59,8

79,1

74,9

70,6

Demir-Çelik

3,9

4,3

3,8

11,5

3,6

6,5

2,3

4,4

Kimyasal Ürünler

7,7

15,4

7,7

5,8

8,3

4,2

9,3

13,6

DiÄŸer Yarı Mamul Sanayi Ürünleri

4,1

2,6

4,2

5,2

4,4

7,7

7,3

5,1

Makine ve Ulaşım Araçları

29,8

18,0

32,0

6,6

33,8

18,9

41,5

37,6

Otomotiv Ürünleri

6,4

2,8

6,8

1,2

7,5

5,4

9,2

10,7

Büro ve HaberleÅŸme Cihazları

2,9

0,8

3,6

2,0

5,1

3,1

15,2

10,2

DiÄŸer Mak. ve Ulaşım Araç.

20,5

14,4

21,6

3,4

21,2

10,4

17,1

16,7

Tekstil

2,8

1,0

2,8

11,1

2,8

13,1

2,5

3,9

Hazır-Giyim

2,0

0,0

2,2

25,7

2,5

24,5

3,2

0,5

DiÄŸer Tüketim Malları

4,2

1,0

4,3

1,9

4,5

4,1

9,0

5,4

DİĞER ÜRÜNLER

1,4

0,0

1,6

0,0

3,4

0,2

8,8

0,3

TOPLAM

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

Kaynak : DTÖ, DTM.

TürkiyeÂ’nin ithalatı ile dünya ithalatı arasında paralellik, 2000 yılında, 1980 yılına göre önemli oranda artmıştır. Bu durum, 1980 öncesinde dışarıya büyük ölçüde kapalı olan ülke ekonomisinin giderek dışa açıldığı ve dünya ekonomisine entegre olduÄŸunu göstermektedir.

Sanayi ürünlerinde, gümrük birliÄŸi ile birlikte Topluluk menÅŸeli sanayi ürünlerinde tahsil edilen gümrük vergileri kaldırılmış, ayrıca, üçüncü ülke menÅŸeli sanayi malları ithalatında uygulanan gümrük vergisi oranlarının Topluluk Ortak Gümrük Tarifesine uyumu saÄŸlanarak, TopluluÄŸun gümrük vergisi oranları (OGT) aynen uygulamaya konulmuÅŸ ve bu çerçevede, sanayi ürünleri ithalatında tahsil edilen Toplu Konut Fonu (TKF) tamamen kaldırılmıştır. OGT uygulamasına iliÅŸkin geçici istisnalara dair, 22 Aralık 1995 tarih ve 2/95 sayılı Türkiye-AT Ortaklık Konseyi Kararı” ekinde yer alan ürünlerin üçüncü ülkelerden ithalinde uygulanacak gümrük vergisi oranlarının 5 yıl içinde kademeli olarak OGT seviyesine çekilmesi kararlaÅŸtırılmıştır. OGTÂ’ye uyum amacıyla gümrük vergilerinde yapılan indirimler ve Toplu Konut Fonunun kaldırılması sonucu, üçüncü ülkeler menÅŸeli sanayi ürünleri ithalatındaki ağırlıklı koruma oranı 1995 yılındaki yüzde 10,8 seviyesinden 1 Ocak 1996 tarihi itibariyle yüzde 5,8Â’e düÅŸmüÅŸtür.

Bu geliÅŸmeler sonucunda, 1995 yılında 35,7 milyar dolarlık ithalatın 24,4 milyar dolarlık bölümü DTÖ tanımlamasına göre sanayi grubu ve 6,7 milyar dolarlık bölümü de madencilik grubu olmak üzere, toplamda yüzde 87,1Â’i sanayi ürünlerinden oluÅŸmakta iken, 1996 yılında yüzde 22 oranında artışla 43,6 milyar dolara ulaÅŸan ithalat içinde bu oran; 30,5 milyar dolarlık bölümü sanayi ve 8 milyar dolarlık bölümü de madencilik grubu olmak üzere, toplamda yüzde 88,3 olmuÅŸtur.

2000 yılında ithalat 54,5 milyar dolara ulaşırken, sanayi ve madencilik ürünlerinin toplam payı yüzde 92,3′e yükselmiÅŸtir.

Tarım ürünleri ithalat artışında, her yıl artan nüfusa ve talebe raÄŸmen tarım ürünleri üretim miktarlarının istenilen seviyede artırılamaması, zaman zaman yaÅŸanan olumsuz iklim koÅŸulları, bitki ve hayvan hastalıkları nedeniyle üretimde meydana gelen düÅŸüÅŸler, tüketici tercihlerinin deÄŸiÅŸimi ve bazı temel tarım ürünlerinin iç piyasa fiyatlarının kontrol altında tutulabilmesi için ithalatın terbiyevi amaçlarla kullanılması önemli rol oynamışsa da, artışın asıl nedeni, tarımsal ham madde ithalatında imalat sanayiinin girdi talebinin artması ve bu artan talebin yurt içi üretimle karşılanma imkanının olmamasıdır.

Fiyatlardaki sınırlı düÅŸüÅŸe karşın 1994-2001 arasında ithalat miktar olarak yüzde 164,6 gibi büyük bir oranda artmıştır. Sektörel bazda miktar olarak, tarım ürünleri ihracatı yüzde 220,1 artarken, imalat sanayii ürünleri ihracatı altı yılda yüzde 183,8 artmıştır. Ham petrol ve doÄŸal gaz ithalatı ise miktar olarak sadece yüzde 22,3 oranında artmıştır.

Yorum

1980 yılı,ekonomi ve dış ticaret politikaları açısından çok önemli bir dönüm noktası olmuÅŸtur.1 ve 2 petrol krizleri sonrasında dünya ekonomisindeki oluÅŸan dalgalanmalara paralel olarak türk ekonomisinde yaÅŸanmaya baÅŸlayan dış ödeme ve enflasyon sorununun açılması için,”24 Ocak Kararları” olarak bilinen ekonomik istikrar programı uygulanmaya baÅŸlanmıştır.bu program daha önceki programlardan farklı olarak dış ticarete farklı bir bakış açısıyla yaklaÅŸmaktadır. Bu kararlar ile birlikte Türkiye, ithal ikamesine dayalı sanayileÅŸme stratejisini terk ederek,”ihracata dayalı sanayileÅŸme” stratejisini benimsemiÅŸtir.alınan yeni programla:sanayileÅŸme stratejisi olarak emek-yoÄŸun, yerli hammaddelere dayanan ve dünya pazarında Türkiye açısından rekabet gücü olduÄŸu varsayılan sektörlerin desteklenmesi hedeflenmiÅŸtir. Dış ticaret politikasının ana hedeflerinden birisini de dünya ekonomisi ile bütünleÅŸme oluÅŸturmuÅŸtur. Dış ticaret rejiminin liberalleÅŸtirilmesi 1983 yılından sonra artan bir hızla sürdürülmüÅŸ,ithalat rejimi uygulanmasında pozitif listeden, negatif listeye geçilmiÅŸ, miktar kısıtlamaları yerine tarife uygulaması ön plana çıkarılmış, koruma oranları giderek düÅŸürülerek, dış ticaretimize liberal bir yapı kazandırılmaya çalışılmıştır.

Bu dönemde, ihracat ile ilgili bürokratik engeller büyük ölçüde azaltılmıştır.Türk Parası Kıymetini Koruma hakkında 30 Sayılı Karar, 1989 tarihine kadar kambiyo rejiminin esasını oluÅŸturulmuÅŸ, bu tarihte yapılan deÄŸiÅŸiklikle her türlü dövizin ithali serbest bırakılmıştır.1990 yılında Kamniyo Rejimi daha da liberalleÅŸtirilerek Türk lirasının konvertibilite özellikleri güçlendirilmiÅŸ ve 32 sayılı KararÂ’da yapılan deÄŸiÅŸiklikle,TL ile ihracat ve ithalat serbest bırakılmıştır.ihracata dayalı kalkınma stratejisi ile birlikte, ülke ekonomisindeki mevcut bulunan atıl kapasiteler ihracata yönlendirilmiÅŸ, ülkemiz dış ticaret hacmi ve özellikle ihracatında önemli artışlar gerçekleÅŸmiÅŸtir.Bu çerçevede, 1980 yılında 2,9 milyar seviyesinde olan ihracat 1997 yılına gelindiÄŸinde 26,2 milyar dolara yükselmiÅŸtir.Türkiye ihracatının 1980 yılında dünya ihracatı içerisinde yüzde 0,15 olan payı, 1997 yılında yüzde 0,50 düzeyine çıkmıştır. 1980 yılından bu yana sürdürülen ihracat ve ithalatımızde dış denge en çok 2000 yılında -22.377 milyon$ la oluÅŸmuÅŸtur.bir baÅŸka dikkat çeken nokta ise ihracatın artmasına karşılık ithalatında artmasıdır.en fazla ihracatımızı 2000 yılında 27774 milyon$ la ve en fazla ithalatımızı da aynı yıl 54502 milyon$ la gerçekleÅŸtirmiÅŸiz.

Henüz Yorum Yapılmamış!

Yorum Yaz!